zeki-alasya-metin-akpinar

İstediğimiz zaman seyirciyi ciddiyete davet ediyoruz ve başarılı da oluyoruz. Ama bundan sonra komedi dışında bir türü deneyeceğimizi sanmıyoruz.
20 saniye içinde kıyafet değiştirebiliyoruz.

Dertlerimizi içimize atarak kendi içimizde çözmek gibi bir duruma gidiyoruz. Komediyi en sıkıntılı anlarımızda bile çevreye karşı sürdürüyoruz. Bazen sahtekarca olsa da sürdürüyoruz bu hikayeyi. Bu organizmayı ne kadar yıpratır bilemiyoruz. Sahnedeki gibi olaylara gülmece açısından bakmak, bir yaşam felsefesi olarak almak işimize geliyor.

metin-akpinar-zeki-alasyaZeki Alasya ve Metin Akpınar’ı gazetemize davet ediyoruz. Amacımız komedi üzerine söyleşmek. Onlarda mesleki deformasyon olmuş ki, gazetenin merdivenlerinden çıkarken, hem kendileri gülüyorlar hem gazetedeki arkadaşları güldürüyorlar. Hepimizi bir neşe kapladı. Neye, niçin sevindiğimizi anlamadan gülmeye ve gülümsemeye başladık.

Onlar gülüyor, biz de gülüyoruz. Oysa karşımızda Türkiye’nin en ciddi komedyenlerinden olan bu ikili, olaylara yer yer bir hayli ciddi bakıyorlar. Ama ses tonları, olaylara bakışları, kendilerine bakışları tümüyle komik. İşte böyle ağır şartlar altında söyleşimize başlıyoruz. İlk sorumuzu ikisine birden yöneltiyorum;

Gülmek çok hoş, bari komedi de para var mı?

Metin Akpınar; “Kafanızı kullanırsanız her şeyde para var. Komediden para da kazanabilirsiniz, iflas da edebilirsiniz. Komedi mutlaka para kazandırır diye bir şey de yok.”
Zeki Alasya: “Komedi de para var. Metin olaya tevazu ile yaklaştı. En büyük para komedi de var. Komedi piyesleri daha çok iş yapıyor. Sinemada da şarkıcı furyasından sonra komedyenlerin yaptığı filmler en büyük işleri getiriyor. Bunun nedeni, günlük yaşamın bunalımından sonra gülmek ihtiyacı. Bu dönemde komedide para var. Biz Cumhuriyet devrinin tiyatrodan en fazla para kazanan ikilisiyiz.”

Türk toplumu nelere gülüyor?

Zeki Alasya; “En büyük özelliği özdeşleştiği, identifiye olduğu (Hah Ajda gibi konuştum) sahnedeki kahraman olumlu işler yapıyorsa, o benim diye düşünüyor. Yanlış işler yapıyorsa, bu ben değilim yanımdaki diye düşünüyor.”
Metin Akpınar; “Gülmece algılaması kültür düzeyi ile doğru orantılı. Dünyanın her yerinde bu böyle. Türkiye bunun dışında bir ülke. Bugün Türkiye’de kültür seviyesi üst seviyede ve sayısal çoğunluğa sahip bir tiyatro seyircisi yok. O zaman bu toplumun fazlaca gülme algılaması olmaması lazım. Aksine bizim milletimiz gülmeceye müthiş hazır ve inanılmaz derecede algılama yeteneği var.”

Zeki Alasya; Bizde komik bol

Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız, onun birikimi olamaz mı?

zeki-metin-tiyatro
Soldan sağa; Suzan Ustan, Ahmet Gülhan, Metin Akpınar, Zeki Alasya, Ercan Yazgan

Zeki Alasya; “Olabilir tabi. Bir de bizde komik bol. Herhangi bir kahvehaneye girin Canan Hanım ya da sizin gazeteyi gezsek, her katın bir komiği vardır. Olayları daha komiğe alır bunlar. Fıkra anlatmada başarılıdırlar. Sürekli espri yaparlar ve üst düzeyde yaparlar. Yani bizde her yerde komik var. Otelde komik, kahvede komik, her ailede bile bir komik vardır. Komik insan mevcut. Dolayısıyla gülmeyeci algılayan bir millet.”

Türkiye’de komediye en iyi tepki veren bölge neresi?

Metin Akpınar; “İstanbul her şeyi içerir. Ankara seyircisi daha köşelidir. Esnek değildir. İstanbul çok esnektir. Anadolu’da Denizli çok iyidir. Edirne çok iyidir. Eskişehir, Antep çok iyidir. Nispeten tutucu olan yerler vardır. Konya bunlardan biri.”

İkiniz güldürüyü farklı yerlerde mi yakalıyorsunuz?

Metin Akpınar; “Tabi farklı ama biz onu birbirimize anons etmeyiz. Herkes yakaladığı noktadan yürür ve bu beraberliğimizin perçinlenmesini sağlar. Ben mesela daha kaneviçe gibi dokurum rolü, daha ince işlerim. Zeki daha kaba çizgili alır. İkimiz yan yana gelince bir bütün oluruz.

Bu bütünü baştan beri nasıl oluşturdunuz?

Metin Akpınar; “Biraz kendi kendine oldu. Geleneksel tiyatronun getirdiği bir olay. Bir yerde bizim de ikiliye hazır bir yanımız vardı. Başarı geçmişte hep oralarda çünkü. Hacivat ile Karagöz’de var., bu orta oyunda var, batıda örnekleri var. Hatta atasözümüz bile var; ‘Bir elin nesi var, iki elin sesi var’ diye.”

Toplumdaki farklı kesimleri sahnede bir dakika farkla sergileyebiliyorsunuz. Nasıl bir gözlem birikimi bu? Nerede görüp tekrarlıyorsunuz?

Metin Akpınar; “Bu sorunun cevabı çok kolay. Biz kaldırımda büyüdük. Ben Aksaraylıyım, Zeki Şehzadebaşılı. Zaten oralarda yaşadık, oralarda yoğrulduk.”

Çocukluk gözlemleri önemli mi?

Metin Akpınar; “Bütün birikim bence 30’a kadar. Sonra onu kullanıyorsunuz. Türkiye’de sanatçının maalesef bir kaderi var. Toplumdan soyutlanıveriyor. Bizim artık otobüse binme şansımız yok. Mahalle berberinde tekrar tıraş olma şansımız yok. Bunlar bizi üzüyor. Bu kopukluk olunca, gözlem yapma şansımız olmuyor. Biriken malzemeyi kullanıyoruz.”

Zeki Alasya; Bir ipte iki cambaz gibiyiz

Bu malzeme size yetecek mi?

zeki-metinMetin Akpınar; “Şimdiye kadar yetti. Artı iletişim araçlarının varlığı da son dönemde çok önemli.”
Zeki Alasya; “Metin’in dediği gibi, şöhret olmaya başlayınca bir yalnızlık başlıyor. Ben de Metin de olayları zaman zaman zorluyoruz. Benim 25 yaşında çok sevdiğim olaylar vardı. Şehzadebaşı’nda büyüdüm. Orada dostlarım var. Otomobil tamircileri, bakkallar, kasaplar… Bir süre tabelacılık yaptım onlar var. Belli aralıklarla gidip oralarda sohbetlerimizi sürdürüyorum. Tahtakale’de dolaşmaktan hoşlanıyorum. Benim bir mobilya atölyem var. Zaman zaman bu çevrelerde oluyorum. Senede bir gidince yadırgıyorlar ama ben sık sık gittiğim için bir süre sonra benimsiyorlar. Burnu büyümedi, bizi unutmadı diye keyifleniyorlar. Biz sinema da yapıyoruz. Film çekimleri bile bir yıllık malzeme toplamamıza neden oluyor.”

Aranızda güldürü üretene karşı kıskançlık var mı? Yani biriniz bir espri yakalayınca öbürünüz rahatsızlık duyarak yeni birini mi üretiyor?

Zeki Alasya; “Biz bir ipte iki cambaz gibiyiz. Bu zor tabi. Herhangi bir beraberliğe benzemiyor. Beraberliğimizin ilk başında çok bilinçli olmadan birbirimize saygı duyma kararı aldık. Mantığa dayanan bir beraberlik bu, sadece hisse değil. Özverinin içinde bulunduğu bir menfaat beraberliği.”

Nelere dikkat ediyorsunuz?

Zeki Alasya; “Birimiz konuşunca birimiz susuyoruz. Birimiz bir konuda inat edince, bu kadar yıllık saygıdan sonra diğerimiz geride kalmayı başarıyor.”

Metin Akpınar; Bizi ayrı görenler diğerimizi sorar

Bu işi sonuna kadar beraber götürmeyi düşünüyor musunuz?

suzan-ustan-ahmet-gulhan-zeki-alasya-metin-akpinar
Soldan sağa; Suzan Ustan, Ahmet Gülhan, Zeki Alasya, Metin Akpınar

Metin Akpınar; “Ben sonuna kadar düşünüyorum.”
Zeki Alasya; “Bıkmıyoruz. Birbirimize gereksinimimiz var. Bir şeyi tamamladığımızın farkındayız. Biz ikimiz büyük güç olduğumuza inanıyoruz.”
Metin Akpınar; “Bizi ayrı görenler hemen diğerimizi sorar.”

İnsanlar çok beraber olunca kavga ederler. Karı-koca olmanın bir yanı da kavga etmektir. Siz hiç kavga etmez misiniz?

Zeki Alasya; “Kavga demeyelim. Anlaşamadığımız konular çok.”

O zaman küsüyor musunuz?

Metin Akpınar; “Hemen sonra oturup doğru yolu buluyoruz.”

Konuşuyor musunuz?

Metin Akpınar; “Biz ortağımla genellikle konuşmadan anlaşırız.”
Zeki Alasya; “22 sene içinde anlaşamadığımız konularda bile birbirimize sesimizi yükselttiğimiz hiç olmadı. Oysa, yani iyi de sesimiz var. Bizi aynı kafa yapısında, aynı eğilimleri olan adeta eşit insanlar sanırlar. Halbuki çok ayrı yapıdayız.”

Metin Akpınar; Benim görevim Zeki’yi gemlemek

O halde lütfen ayrı ayrı kendi özelliklerinizi anlatır mısınız?

“Zeki Alasya; “Yetiştiğimiz çevreler hemen hemen aynı. Ama o çevrelerde ben ailemin zoruyla, Robert Koleji’nde okudum. Çevrem alaturka severken ben klasik müzik dinledim. Bu alaturkayı sevmediğim manasına gelmiyor. Ama Metin ile karşılaştığımız sıralarda çok farklı beğeniler içindeydik. Ama 22 yıl içinde birbirimize yaklaştık. O bana alaturkayı sevdirirken, ben ona klasik müzik sevdiriyorum. Ben gece hayatından, içkiden hoşlanmayan biriyim. Çok az yorulan biriyim. Belki biraz ailemi ihmal ediyorum.”

Karakter farklılıklarınız neler?

Zeki Alasya; “Ben koç burcuyum. Koç burcunu çevremden tanıdığım özelliklerinin hemen hemen hepsini taşıyorum. Dağınık ve unutkanım. Temkinli değilim ve atak kararlar veririm. Uzun vadeli düşünmem, fazla cömertim. İnsan ömrü çok kısa. 20 yaşına kadar geliştiğimiz düşünülürse, insan ömrünün 140 sene olması lazım. Zaten ortalama 60 yıl yaşanan bir ülkede ilerisini düşünmek komik geliyor. Bir sürü iş becerebileceğimi düşündüğümden, günü gününe yaşıyorum.”

Metin Akpınar; “Önce ortağımla ilgili bir bilgi vereyim. Koç burcunun iki tipik örneği var. Biri Von Braun, fitti adam. Biri de Zeki. Benim burcum akrep, görevim Zeki’yi gemlemek. Ayağını yere, bazı hususlarda ben bastırırım. Programlı bir adamımdır. Kendimi de var gücümle doğruya programlarım. Dank diye doğruları söylerim, dilim hiç durmaz.”

Evinizdekiler sizden şikayetçi mi?

Zeki Alasya; “Benden daha çok şikayetçiler çünkü Metin evde daha çok oturur.”

Beğendiğiniz komedyen kadınlar kimler?

Zeki Alasya; “Perran Kutman en başarılılardan biri. Genelde oynayabileceği rollerin çeşitliliğini düşünürsek, Türkiye’de benim en beğendiğim oyuncu Gülriz Sururi…”
Metin Akpınar; “Ben de ortağım ile aynı kanıdayım.”

Türkiye’de kadın mı yoksa erkek komedyenlere mi daha büyük ilgi duyuluyor?

Metin Akpınar; “Erkeklere… Dünyanın her yerinde bu böyle.”

Komedinin bu iki ünlüsüne veda etmek içimizden gelmiyor. Dünyaya onların ciddiyeti ve mizahı içinde bakmak alışkanlık oluveriyor içimizde. Bu duygular içinde onlara veda ediyorum.

Röportaj: Canan Barlas
12 Mayıs 1985 – Güneş

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Magazin Servisi

Bir Yorum

  1. […] gerçekten Tv’de başarılı bir sanatçıyım. Zeki Alasya/Metin Akpınar kabarede, sahne üstü kabarede başarılıdır. Kemal Sunal’ın sinemada yakaladığı […]

    Yanıt Ver

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir