timur-selcuk

Timur Selçuk geçen hafta sonunda Nükhet Duru ile beraber üç gün süren konserler verdi.

İzleyenlere göre bu beraberlikte Timur Selçuk şarkı söyleme, Nükhet Duru da fotoğraf çektirme görevlerini paylaşmışlardı. İşin basına yansıması da şöyle oldu: Duru’nun belden aşağı ve yukarı bazı bölümlerinin görüldüğü fotoğrafların altında Timur Selçuk’un “dev bir sanatçı olduğunu yeniden kanıtladığı” belirtiliyordu.

Haberlerde ikinci planda kalan bu “dev”le konuşmak için gittiğimizde, karşımıza ufak-tefek ve zayıf bir “dev” çıktı. Selçuk’la önce, bu görünümü üzerine konuşmaya giriştik.

Müzik ruhun gıdası mı?

— Timur Bey iyi beslenemiyormuş gibi bir haliniz var. Yoksa “müzik ruhun gıdası” derler, siz de sadece ruhunuzu mu doyuruyorsunuz.
— Müzik ruhun gıdasıdır lafı doğru. Midemizi de doyuruyor ama benim durumum farklı… Midemin dörtte üçü alındı. On iki parmak bağırsağım yok. Alındı… Vagatomi dedikleri yani zihindeki stresin, gerilimin sindirim sistemine etkisi… Az yiyorum… o yüzden zayıfım ama sağlıklıyım.

— Biraz da iyimsersiniz galiba. Birkaç organınız eksilmiş, hâlâ “sağlıklıyım” diyorsunuz.
— Sağlıklıyım çünkü doktorlar “dua et, bu hastalıklar adamı iyi yaşatır. Böbrek, kalp, damar hastalıkların olmaz” diyorlar. Günde üç sigara yemeklerden sonra… Mide rahatsızlığı diğer bozulmaları önlüyor yani…

— Bu vagatomi dediğiniz şey neden oluyor? Müzik çalışmalarımı bozuyor sinirlerinizi veya gerilim mi yaratıyor?
— Olabilir. Yedi yaşında gastritim vardı. On beş yaşında ilk röntgen çekildi ve yara… Yani ülser belli oldu. Müzik değil de bunun nedeni anne ve babam ayrı büyüdük. Bunun çocukluk yıllarında getirdiği sinir bozucu olaylar… Sonra ünlü bir babanın oğlu olmak… Bunun getirdiği gerginlikler.

Babama layık olmaya çalışıyorum

timur-selcuk-roportaji— Babanız ünlü diye neden gerginlik oluyordu.
— İster istemez ona layık olmaya çalışıyordum. Başkaları bir yapıyorsa benim on yapmam lazımdı.

— Babanızın yani Münir Nurettin Selçuk Beyin ünlü bir müzisyen oluşu müziğe başlamanızı etkiledi mi?
— Herhalde… Çünkü lisede, Galatasaray’da okurken fen derslerim çok kuvvetliydi. Müziğe yönelmemin nedeni babamı özlemem ve bunu müzikle yatıştırmaya çalışmamdır belki. Beş yaşında piyanoya başlatıldım. Ama zoraki başlamadım, severek yaptım. Bu yolla kendimi babama daha çok yakın hissediyordum.

— Biraz da galiba yetenek babadan oğula geçiyor…
— Kromozomlarla bazı şeylerin geçtiğine inanıyorum. İkincisi ortam meselesi… Aynı zamanda annem de tiyatro sanatçısıydı. Ya annemin tiyatro kulisinde, ya babamın müzik ortamındaydım.

Timur Selçuk; Türk Müziği’nde kavram karışıklığı var

— Fakat babanız Türk Sanat Müziği yapıyordu, siz başka bir dal seçtiniz…
— Önce şunu düzelteyim. Babam Klasik Türk Müziği sanatçısıydı. Bu kendi ifadesidir. Dede Efendi’den, Itri’den, 3. Selim‘den Lemi Atlı’ya kadar gelen müziğin neo-klasik dediğimiz son temsilcilerinden biriydi. Yaptığı işe “Klasik Türk Müziği” denmesini isterdi. Daha sonra gelen… Daha hafif dinleyeceğim müziğe “Türk Sanat Müziği” deniliyor. Mesela “Mihrabım”, “Zeytin Gözlüm” gibi… Bu tip şarkıları, halk için gerekli buluyorum, küçümsemiyorum ama kavram karışıklığına karşıyım. Bunlar Türk Sanat Müziği ise, Itri’ye, Dede Efendi’ye ne isim vereceğiz?

— Anlıyorum. Siz o tarza neden yönelmediniz?
— Girmedim… Çünkü babam klasik Türk müziğinin devrini tamamladığını söylerdi. Bizi çok sesli müziğe yöneltti.

— Galiba kardeşleriniz de caz müziğini seçmişler.
— Evet bir kardeşim. Selim… Amerika’da caz davulcusu olarak çalışıyor. Ablam caz tutkunudur. Babam bunlara karşı değildi. Kendi çok kahır çektiği için… Para sıkıntısı içinde…

Türkiye’de namuslu insanların para kazandığını tarih yazdı mı?

— Babanız vefatına kadar ününün doruğundaydı. İyi para kazanmıyor muydu?
— Türkiye’de namuslu sanatçılar, hatta namuslu insanların iyi para kazandığını acaba tarih yazdı mı? Eğer bu sözlerimden “parası olanlar namussuzdur” anlamı çıkacaksa ben bu sözün sorumluluğunu taşıyorum.

— Timur Selçuk’un para kazanma durumları nasıl?
timur-selcuk-kendimi-dinleyemem— Konserlerimden para kazanıyorum. Son üç konserim Nükhet’le (Duru) gecede 150 bin lira alarak verdim. Son iki yıl içinde 59-60 konser verdim, bunların geliri ile yaşıyorum. Memnunum. Kıyafet merakım yok. Blucin, gömlek öyle… Arabam yok. Yazlığım yok. Bir katım var o kadar. Ama hiç şikâyetim yok…

— Paraya önem vermiyorsunuz yani…
— Müziğe önem veriyorum. Para benim için tayin edici bir şey değil. Hiçbir şeyin ölçüsü değil. 1967-74 yılları arasında tahsilimi tamamlamak için gece kulüplerinde, gazinolarda çalıştım. Olacak iş değildi…

Timur Selçuk; Müzikte part-time olmaz

— Müzikten başka bir iş yapıyor musunuz?
— Hayır… Zaten müzikten başka bir iş yapılamaz. Şimdi diş doktoru, hekim, operatör falan olan şarkıcı ağabeylerim alınacaklar ama bu olmaz… Müzikte “part-time” olmaz…

— Siz nasıl çalışıyorsunuz? Bütün gün müzik mi?
— Ben sabahları çok geç kalkarım. Bugüne kadar sabah dokuz buçuktan önce kalktığımı hatırlamıyorum. Bana doktorlar “ baykuş tipi” diyorlar. Bir de “tarla kuşu” tipi var, erken kalkan… Ben bunu bilmiyordum. Dr. Erdal Atabek söyledi. İnsanların vücutları günün belirli saatlerinde daha iyi ürün veriyor. Benim zihnimin en iyi çalıştığı zaman akşam vakitleridir. Gece çok geç yatarım her zaman…

— Sizin yaptığınız müzik konusunda babanız ne düşünürdü?
— Yetmiş beş-yetmiş altı yıllarında Şan tiyatrosunda bir resital verdim. Peder de geldi. İzledi. Sonra “Sen bestecisin, bestecilik yap. İcracılığını aşmış bu iş” dedi. “Ya şarkı söylemeyi öğren veya başka birine söylet” Böyle dedi aynen. Ben de şan dersleri almaya başladım. Saadet Ikesus Altın hanımla çalışmalar yapıyorum. Haklıymış…

Allah vergisi ses diye bir şey var mı?

— Timur Bey, cahilliğimi affedin, şarkı söylemek bir ses olayı değil midir? Ve bu doğuştan gelen bir yetenek değil mi?
— Hayır şarkı söylemek organı kullanmadır. Öğrenince sesiniz daha renkli çıkıyor. Sesinizi değişik kılıklara sokabiliyorsunuz. Sesin genişliği peslerde ve tizlerde artıyor. Homojen oluyor. Lezzet kazanıyor. Daha fazla söylemeyeyim, çok teknik konular…

— Daha fazlasını okuyucular anlamayabilir. Peki “Allah vergisi” diye bir söz vardır. Bu doğru değil mi?
— Allah vergisi de var. Benim öyle Allah vergisi bir sesim yok. Bu yüzden çalışarak öğreniyorum. “Dinleyemediğin şarkıcı kimdir” derseniz kendimi sayarım. Kendi sesimi dinlemeye tahammülüm yok…

— Timur Selçuk’un en çok beğendiği şarkıcı kim?
— Jacques Brel, Ruhi Su, Münir Nurettin Selçuk. Bunlar aşılamayacak insanlar.

— Timur Bey, müzikle uğraşmak zor bir iş midir? Biz sadece dinliyoruz. Ama bu işi yapmak nasıl bir iş?
— Dürüst bir şekilde yaptığınız zaman zordur. Aynı şey her işte söz konusu… Namuslu işçi, namuslu gazeteci olmak zor değil mi?

— Bu açıdan söylüyorsunuz. Benim sorduğum iş olarak zor mudur?
— İş olarak bana zor gelmiyor. Son derece umutlu ve mutlu olduğumu söyleyebilirim. Çok güzel duygularla doluyum. Bu duygular sayesinde her türlü zorluğu göğüsleyebiliyorum.

Müzik eğlence dünyamızın bir unsuru oluyor. Siz de müzikle uğraştığınıza göre bir yerde insanları eğlendirme işini yapıyorsunuz. Kendiniz nasıl eğleniyorsunuz?
— Şimdi karımın derdine parmak bastınız. Evde biraz donuk bir insanım. Eğlenmeyi bildiğimi sanmıyorum. Hafta sonları bir yere gitmem. Bir tek kopamadığım eğlence yüzme ve deniz. Beş sene Galatasaray genç takımında yüzdüm. İstanbul şampiyonu oldum. Yıl 1958… Hâlâ yüzerim… Sonra su altı avcılığı yapıyorum. Yılda üç hafta Marmaris Turunç’ta tatil yaparım. 25 metreye kadar tüpsüz dalıyorum…

Röportaj: Haluk Pekşen
Fotoğraflar: Asena Özkan
20 Ağustos 1983 – Cumhuriyet

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Haber Servisi

Bir Yorum

  1. […] ile “Dilber” şarkılarının aranjmanlarıdır. İlk şarkının aranjmanını Timur Selçuk, ikincisini de Enrico Macias‘ın aranjörü Claudric […]

    Yanıt Ver

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir