suna-pekuysalin-oglu-ali

Penceresi okula bakıyordu. Camı açtı, bahçede oynayan cıvıl cıvıl çocuk seslerini aldı içeri;

Suna Pekuysal için bütün çocuklar “yavrularıydı.  “Her şey bir çocuk için” deyip, yıllarca doktor doktor, hoca, yatır gezmeyen bilmezdi bu duyguyu. Camı kapadı, gözlerini boş bakışlarda odanın içinde dolaştırdı, bir köşede sessizce televizyon seyreden oğlu Ali’nin üzerinde sabitleşirdi.

“Ali’yi çok bekledim biliyor musunuz? Tam 9 yıl bekledim ve umut ettim.” Konuşurken odanın içinde geziniyordu. Bütün duyarlılığıyla bir “ana” oyununu sahneliyordu sanki;

“Doktorlara, hocalara, türbelere, falcılara gittim. Muskalar yazdırdım. Dağlardan, kırlardan toplattığım çiçekleri, otları kaynattım, içtim. Her şey bir Ali’cik için, Ali’m olsun, diye. Bir sevda gibi kaptırmışsanız kendinizi, kim ne söylese inanırsınız. Parklarda, deniz kenarlarında küçücük çocukları severdim. Anneleri, sizin de var mı, diye sorduklarında bir burukluk, bir acı otururdu yüreğimde. İnşallah sizin de olur, dediklerinde ise, içimi bir sevinç, bir mutluluk kaplardı. Ergun’a (Ergun Köknar) koşardım, ‘kocacığım, kadının biri inşallah senin de çocuğun olur dedi’ derdim. Umutlanırdım. İnsan doğası bu, umutlar, umutsuzluklar, arasında gidip geliyor ama sonunda hep umudu canlı tutuyor yüreğinde…”

Kadının kısırı değil, kusuru olur

Suna Pekuysal için umut güzeldi ama tek başına umut, bir çocuk sahibi olabilmeye yetmiyordu. Direncini ayakta tutmak için türbelere, falcılara gidecekti ama çocuk edinmek, daha çok doktor önerilerine uymak, bilimsel sağlık yöntemlerini uygulamakla mümkündü. Pekuysal’a göre, “Kadının kısırı değil, kusuru” olurdu. Dikkatli ve düzenli bir tedavi bu “kusuru” giderebilirdi.

Diyelim ki, o da olmadı. Muska da, hoca da, doktor da bir çocuk edinmeye yetmedi. Ölsün mü ana babalar, aralarında yeterli sevgi bağı varsa, salt bir çocukları olmadı diye boşansınlar mı?

suna-pekuysal-ergun-koknarDokuz yıllık beklentinin sonunda Suna Pekuysal – Ergun Köknar çiftinin gündemine bu konu da gelmiş. Beklemişler, bakmışlar çocukları olmuyor. İçtenlikle paylaştıkları bir beraberlikleri var. Çocuksuz da yürürdü bu. İşin ucunda ölüm yoktu ya… Kendilerine başka “küçük sevinçler” bulmaya çalışmışlardı. Ortak aşkları tiyatroydu. Çocuksuzluk acılarını bastırmak için artık kendilerini tiyatroya vereceklerdi.

Perdelerini Üsküdar’da açıyorlardı. Dekorlar, kostümler, provalar, sahneye konan heyecanlı bir oyun. Anadolu’nun çeşitli kentlerine düzenlenen turneler…
Suna’nın aklına çocuk-mocuk geldiği yok…

Bir gün rahatsızlanmış. Vücutta kırgınlık, baş dönmesi… Turne yorgunluğu, uykusuzluk demiş, birkaç ağrı kesici, yatıştırıcı ilaç almak için doktora gitmiş. Tahliller, incelemeler sonunda doktor, “Sen hamilesin” demiş…

Olacak iş değildi. Kendine yeni bir yaşam biçimi seçmiş, anne olmaktan artık umudunu kesmişti. Parklarda, deniz kenarlarında kadınların “inşallah çocuğun olur” sözünden bile umutlanan Suna Pekuysal, inanamamıştı çocuğu olacağına. Ola ki, bu doktorun teşhisi, tahlili yanlıştır diye fazla düşe kapılmamış, başka doktorlara gitmiş. Sonuç aynı; “Suna Pekuysal sen hamilesin!”

Suna Pekuysal; “Hoş geldin Ali”

suna-pekuysal-röportajiYitik sevinçleri yeniden bulma mutluluğunu yaşamış;

“ Yıllarca anne olamamanın sinirsel gerilimini yaşadım. Anne olmak bende bir saplantı haline geldi. Olmadı… Olmadı… Anne olma düşüncesini kafamdan sildim. İlgimi başka alanlara yönelttim. Başka sevinçler bulmaya çalıştım. Ergun’la ben artık tiyatro için yaşayacaktık. Tiyatro bizim çocuğumuzdu zaten. Onu geliştirip büyütecektik. Bilinç altına yerleşmiş anne olma duygusunu tam silmek üzereyken Ali kapımızı çaldı. Hoş geldin Ali…!”

“Hoş geldin Ali!” sözlerini köşede televizyon seyreden oğlu Ali’ye yönelerek yüksek sesle söylüyor. Bir tiyatrocu ustalığıyla ilgimizi çabucak başka bir yöne aktarıyor.

Ali, oturduğu yerden gülerek yanıt veriyor;
“Hoş bulduk anne!..”
Ali, Galatasaray Lisesi orta 3. sınıfında okuyor. Ergun Köknar tiyatrodan henüz dönmemiş… Ali’nin gelişini Ergun Bey’in nasıl karşıladığını soruyoruz. Ergun Bey, Ali’nin dünyaya gelmesinde bütün “maharetin” Suna Pekuysal’a ait olması yargısına itiraz ediyormuş. Ali’ye zaman zaman, “Oğlum bütün maharet annende değil, o doğurdu ben doğurttum” diye takılıyormuş.

Çaylardan sonra, Suna Pekuysal yeniden çocuk konusuna dönüyor. Bu mutluluğu edinmesinde, doktorlar kadar Tanrı’nın da payı olduğuna inanıyor. Çocuğu olmayan ailelere, umut ve sabır öneriyor;

Suna Pekuysal; Umutları hiç bitmesin

“Çocuğu olmayan ailelere bir çift sözüm var; Umutlarını yitirmesinler. Bilim önce gelir. Manevi olarak ayakta durmak için türbelere, yatırlara gitsinler ama doktoru, tedaviyi ihmal etmesinler. Çocuksuzluk gerilimini sürekli yaşamasınlar. Rahat olsunlar. Çocuksuz da yaşayabileceklerini unutmasınlar.

suna-pekuysal-ve-oglu
Röportajdan çok önce çekilmiş bir fotoğraf

Ali doğdu, dünyalar bizim oldu. Ama, zaman zaman düşünüyorum. Ali olmasa ne olurdu? Yaşamımızı, moralimizi ona göre düzenlerdik. Yine mutlu, sevecen bir Suna olurdum. Yıkılmazdım, çökmezdim. Yaşam bu, dünyada her şey insanın istediği gibi gelişmiyor, yaşama siz yön veremiyorsunuz. Olursa oluyor, olmazsa, ne yapsanız boş!

Çocuksuz aileler, mutlu bir yuvaları varsa bozmasınlar. Çağ ilerliyor, bilim gelişiyor. Bugün bir tüp bebek mucizesi yaşıyoruz. Bir süre sonra, çocuksuz bütün aileler, tüp bebek aracılığıyla çocuk sahibi olabilecek belki. Her şeye rağmen, çocuk sahibi olunmayabilir. Her şey bir çocuk için ama dünyada yaşanabilir başka şeyler, mutluluklar da var. İnsan, çocuksuz da mutlu olabilir, kan koca, birbirine sarılarak çocuksuz da mutlu olmayı başarmak gerek.”

Dışarda yağmur çiseliyor. Çocuklar yine bahçeye çıktı. Garip bir tutku bu. Suna Pekuysal yine camı açıyor. Çocuk cıvıltıları dolduruyor içeriyi. Suna’nın bir Ali’si var, Ali’sini seviyor. Ama bireyci bir sevgi değil bu, bütün çocukları seviyor.

Röportaj: Ali Haydar Nergis
13 Aralık 1987 – Milliyet

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Haber Servisi

2 Yorumlar

  1. […] günleri özlemle andığını ve yeniden sinemaya dönmek istediğini söylüyor. Haldun Dormen, Suna Pekuysal, İhsan Yüce ve Ercan Yazgan gibi usta oyuncuların oynadığı 1971 yapımı filmde, Pırtık […]

    Yanıt Ver

  2. […] — Peki ya kadın komedyenler Penan Kutman, Seden Kızıltkunç, Defne Yalnız, Ayşen Gruda, Suna Pekuysal… […]

    Yanıt Ver

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir