eski-bayramlar

Her ramazan ve kurban bayramı gelip de çattığında, pek çoğumuzdan, kulaklarımızın aşina olduğu o nida yükseliyor bugün; “Ah o eski bayramlar nerede şimdi?”
70’li, 80’li ve 90’lı yılları yaşayıp da o günleri özlemeyen pek yoktur sanıyorum. O günlerin samimi ve sıcacık havasını, bilhassa bayram arefelerinde ve bayram günlerinde daha bir ayrı özlüyoruz sanki. Kurban bayramı arefesi bugün. Ve pek çok kimse, büyük bir özlemle, tarifi zor bir hasretle, iç çekerek, “Nerede o eski bayramlar” diyor kimi zaman içinden, bazen de dost meclisinde.

kurban-bayrami“O eski bayramlar nerede şimdi? ” sorusu, kurban bayramı öncesi yine dillerde. Dillerde ve gönüllerde, yine, yeniden o meşhur, o bilindik sorular sıralanıyor birbiri ardına; O eski zamanlarda yaşadığımız güzellikler nereye kayboldu? Eş, dost, akrabanın birlikte olduğu, anne evinde, baba ocağında buluşulduğu o eski bayramlar nereye gitti? Bayramlara sıradan bir tatil gözüyle bakıldığı bu günlerde, birlik ve beraberlik içinde olduğumuz, mutluluk ve huzurla dolduğumuz o eski günleri, o güzelim bayram günlerini kim özlemez ki? O kalabalık bayram sofralarını hangimiz özlemle anmıyoruz ki bugün?

Şimdi birer nostalji olarak anımsadığımız o eski günlerde kalan güzelliklerle aramız o kadar çok açıldı, aradaki mesafe o kadar çok uzadı ki, sanırım o günleri yeniden yaşamak mümkün olmayacak. Kurban bayramı geldi çattı işte! Yarın kısmetse memleketimde olacağım. Ama ne dedelerim, ne anneannem, ne de o küçükken yollarını hasretle beklediğim ve mutlaka geleceklerini bildiğim akrabalarım orada olmayacak. Annemi, babamı, kardeşlerimi ve birkaç akrabamı görebileceğim sadece. Tek bir sofraya sığacağız belli ki. O en az 2-3 sofranın kurulduğu bayram sofraları kurulmayacak.

Herkes kabuğuna çekilmiş bugün ve o geniş, o büyük aileler teker teker kaybolmuş. Bayram günlerini bilmem kaç yıldızlı otelde geçirmek adet olmuş artık. Sıla-i rahimden, akraba ziyaretinden söz eden bile yok. Öyle bencilleşmişiz ve kendimizden başkasını düşünmez hale gelmişiz ki, bu toplumsal yara iyileşir mi bilmek çok zor.

Nerede o eski bayramlar?

Eskiden kurban bayramı öncesinde, üzerinde koç resimlerinin bulunduğu tebrik kartları atardı insanlar birbirlerine. Hani şu boynunda nazar boncuğu asılı olan yakışıklı koçu hatırlıyorsunuz öyle değil mi? Bu günlerde kısa bir mesajla geçiştirdiğimiz bayram tebriği için eskiden, ellerde jetonla telefon kulübeleri önünde telefon sırasına girerdik. Günler öncesinden alınan tebrik kartlarını, uzaktaki sevdiklerine gönderirdi insanlar. Daha bir samimi, daha bir içtendi o tebrik kartları. Whatsapp’dan gönderilen tebrik mesajlarını okumuyor bile pek çok kimse. Hiçbir samimi duyguyu barındırmıyor ve sadece görev bilindiği için toplu olarak atılıyor o mesajlar çünkü.

Oysa tebrik kartını alınca nasıl da mutlu olurduk. Babamın asker arkadaşından gelen bayram tebriğini yıllarca dükkanında sakladığını biliyorum. Boynuzlu bir koç, yıllarca babamın terzi dükkanına gelip giden herkesi selamladı ütü masasının arkasındaki duvardan. İyice sararıp solana kadar orada kaldı. Vefa nedir, dostluk nasıl bir şeydir, unuttuk bugün. Bir dostundan gelen küçücük bir şeyi yıllarca saklamak ne güzel şey halbuki. Artık duvarda değil belki o tebrik kartı ama hala dükkandaki çekmecelerden birinde duruyor.

Evimize telefon bağlandığında ilk günlerde, uzaktaki akrabalarımızı bayramın ilk günü mutlaka arar, sırayla konuşurduk sonra. Babam abisini aradıktan sonra, telefonu sırayla hepimiz alır, önce amcamla, sonra da yengemle hepimiz ayrı ayrı bayramlaşırdık ertesi gün memlekete geleceklerini bildiğimiz halde.

Heyecan içinde yapılırdı bayram hazırlıkları

Büyük bir aksilik veya önemli bir işi çıkmazsa, anneannemde ve babaannemde toplanırdı bütün akrabalar. Bayramı herkes memleketinde geçirirdi. Günler öncesinden alınırdı otobüs biletleri. Terminallerde bilet kuyrukları oluşurdu sonra. Ellerde bavul, gönüllerde memleket, anne-baba hasreti.

Aylar öncesinden yapılırdı kurban pazarlıkları. Bir aracı ortayı bulana kadar devam eder, sıkıca tutulan eller pazarlık bitmeden ayrılmazdı. Günler öncesinden yapılırdık, bayram temizlikleri. Kurban bayramının ilk günü babam kasap gibi dolanırdı mahallede. Bayram öncesi sabahlara kadar çalışırdı amcam ve çırağıyla birlikte işleri yetiştirmek için. Eee… Eskiden bayramdan bayrama alınırdı kıyafetler. Bayramlık diktirilirdi terzilere. Öyle yoğun olurdu ki bayramdan önceki son hafta işleri, memur olan ve memuriyete başlayıncaya kadar babamla beraber çalışan amcam izin alırdı ağabeyine yardımcı olmak için. Berber dükkanları bayram sabahına kadar açık kalırdı sonra.

eski-bayramlarÇocuklar arefe gecesi bayramlıklarıyla uyur, yeni alınan ayakkabıları, baş ucunda tutardı. Kesilen kurbanın kanı, çocukların alnına sürülürdü ilkin. Eğer çok öncesinden alınır ve avluya bağlanırsa kurbanlık, duygusal bir bağ kurardık onlarla. Kesilmelerini istemez, arkalarından ağlardık.

Titizlikle en güzel yerleri ihtiyaç sahiplerine dağıtılırdı kurban etlerinin. Kavurma kokuları yükselirdi ilçemizin her yerinden. Evlerin pencerelerinden ve bacalarından, huzur kokusu yayılırdı sokaklara. Bayram boyunca büyüklerin evinden misafir eksik olmazdı. Anneannem ve babaanneme, misafirlerin biri gider, diğeri gelirdi.

Mantar tabancası, kız kaçıran, torpil sesleri, Barış Manço‘nun “Bugün Bayram” şarkısına eşlik ederdi. Bayram özel programları yayınlanırdı televizyon kanallarında. Sevdiğimiz sanatçıları izlemek için, bayram ve yılbaşı akşamlarını iple çekerdik. En çok da mis gibi huzur kokusunu, çekerdik içimize.

O eski bayramları hangimiz özlemiyoruz ki bugün?

Kurban bayramı arefesi bugün. Birileri yine “kurban katliamdır” vs. diyerek duyar kasacak sanki hiç lokantalarda, restaurantlarda et yemiyormuş gibi. Kimileri, “bırakın geçmişi, bugünü yaşayın” diyecek. Kim ne derse desin pek de umurumda değil açıkçası. El öpüp (el öpmeye karşıyım tabi) harçlık topladığımız, bayram yerinde dönme dolaba bindiğimiz, topladığımız harçlıklarla oyuncakçıya ve bakkala koştuğumuz, o eski bayramlar aklıma geldikçe özlemle doluyor içim.

Ne ekersen onu biçersin diyor atalarımız. Ne de güzel söylüyorlar. Bugün bayramlarda, dedelerinin, ninelerinin yanına değil de, otellere ve tatil mekanlarına götürdüğümüz çocuklarımızı, yarın güçten iyice düşünce özlemle bekleyeceğiz bayram günlerinde belli ki. Belli ki torunlarımızın kokusunu içimize doyunca çekmeyi hasretle bekleyeceğiz. Bugün ne ekiyorsak, yarın karşımıza o çıkacak çünkü.

O eski bayramlar, çoook gerilerde kalsa da, ben hala saklandıkları yerden çıkarlar da, belki yeniden kavuşuruz diye, ümitle bekliyorum bu günlerde. Belli mi olur? Belki de sürpriz yaparlar bize…

Not: 80’li ve 90’lı yıllara özlem duyanlar, 90’larda Çocuk Olmak isimli kitabımızı satın alabilir.

Pedagog Ercüment EŞSİZ

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Ercüment Eşsiz

Bir Yorum

  1. […] alacak. Kurban Bayramı boyunca İstanbul, Ankara ve İzmir televizyonlarının hazırlayacağı bayram özel programları sayesinde televizyon seyircisi müziğe ve eğlenceye […]

    Yanıt Ver

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir