ozdemir-erdogan

“Eğer Batıya bağlıysan, bir ahtapot, size bütün kapıları açıyor… Özgün olmaya başladığın anda o görünmez ahtapot, olmadık uğursuzluklar getiriyor başınıza…”

Özde­mir Erdoğan ile 1987 Eurovision seçmeleri nedeniyle yakında yeniden “1 No’lu” gündem konumuz haline ge­lecek olan Türk hafif müziği konusunda konuştuk. Hafif müziğimizin en eski isimlerinden biri olan Özdemir Erdoğan, bu konuda tah­minimizden daha kötümser çıktı.

— Sayın Özdemir Erdoğan, en eski hafif mü­zik sanatçılarımızdan… Yani hâlâ çalışan demek istiyorum birisiniz… Ne olacak hafif müziğimi­zin hali?
“Türk hafif müziği bana pek iyi durum­da gibi gelmiyor…”

— Siz epey iyimsersiniz…
“Benim düşüncem şudur: Türk hafif müziği denilen olay, aynı de­mokrasimiz gibi bir aldatmaca… Aslında varmış gibi gözüküyor, ama yok böyle bir olay…”

— Nasıl yok?
“Bence alakasız bir müziktir…”

— Neyle alakasız? Türk müziğiyle mi, Batı mü­ziğiyle mi?
“Her ikisiyle de… Bu, TRT’nin olmasını ar­zuladığı müziktir… Çünkü netice itibarıyla bağım­sızlık bütünüyle ya vardır, ya yoktur… Müesseselerin birçoğu bağımlıysa, sizin özgün bir olay yapmanız söz konusu olamaz. Daha doğrusu çok küçük noktada kalıyorsunuz…”

yalcin-peksen-ozdemir-erdogan
30 yılı aşkındır müzik dünyasında yer alan Özdemir Erdoğan, Türk müziğinin geleceğinden ümitsiz…

— Yine de çok ünlü olmuş şarkıcılarımız var…
“Var ve efsane haline de getirilirsiniz eğer dikkatli olursanız… Fakat burada bir olay oluyor. Sizin efsane haline gelmeniz için elden gelen yapılıyor. Mesela eskilerden tanıdığım bir magazin raportörü geliyor, sizinle ahbaplık ediyor. Ve siz ona bir şeyler anlatmaya çalışıyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz, bir yazı çıkıyor… ‘Aaaa, ben böyle bir şey söylemedim…’ Hiç alakası yok… Tekzip edemezsiniz. Zaten herkesle kavgalısınız. Ben bir sürü şeyler söylüyorum, bir yazı çıkıyor… İşte ‘Özdemir Erdoğan, Barış Manço için çok adi müzik yapıyor’ dedi… Ben kimse için böyle bir şey söylemem… Hadi bu sefer Barış Manço konuşuyor…”

— Anlaşılan siz aslında basından şikâyetçisi­niz, ama ben yine Türk hafif müziğine dönece­ğim izninizle… “TRT’nin istediği müzik” demiştiniz. Nedir o?
“Onu şunun için söyledim. Bunlar efsane ol­ması lazım gelen kişileri aşağı çekmek ve kara­lamakla uğraşıyorlar… TRT zaten kapanmış vaziyette. Artık Eurovisiyon’dan sonra ve ‘Bu ya­rış, başka yarış’tan sonra mesela bana kesin­likle kapattılar.”

Özdemir Erdoğan; Müzik tamamıyla bir tür ticarete dönüştü

“Birkaç prodüktör arkadaşım, Özdemir Erdoğan projesi getirmiş, ‘olmaz’ de­nilmiş… Serbest rekabete dayanan kapitalist dü­zen ama rekabet olayı yok ki… Velhasıl nasıl ayakta durabileceğimizin hesaplarını yapıyoruz.

Geçen sene ben biraz fazla ve gereksiz konuş­tum. Konuştuğum şuydu; ‘Hafif müzik artık Sabancı’nın kendi mallarını satması açısından da gereklidir’ dedim. Çünkü ben, 80-83 senelerin­de Amerika’da bulundum ve plak sanayiinin nasıl çalıştığını gördüm. Stüdyolarda bulundum. Bir adam getiriliyor ve şu marka gömlek, ayakkabı giyecek, şu marka gitar çalacak vb. Bir adam yaratıyorlar önce… Ve adam sadece plak satmak için yapılmıyor. Blucin de satılıyor. Michael Jackson blucinlerinin diğerlerinden bir kat fazla sat­masının nedeni budur…”

— Bir tür ticaret olmuş yani…
“Hem de nasıl? Ve ben bunu 2-3 yıl önce beraber olduğum basın mensuplarına anlatmaya başladım. Bu olaylar bazılarının kulaklarına git­ti, son derece sinirlendiler bana… Benden son­ra Sabancı, ‘Ben Amerika’ya 15 metre kumaş satamıyorum’ derdine düştü… Halbuki onun na­sıl kumaş satacağını ve gençlerin neden lastik ayakkabı, neden Nike veya Adidas giydiklerinin bilincinde olarak uyardım onları… Neden satılı­yor, nasıl satılıyor? Bütün bunları 80’den son­ra anlattım…”

— Özdemir Bey, biz müzik konuşacaktık ama iş bu sefer ekonomiye dönüştü…
“Ama olayın aslı bu da onun için… 2-3 se­ne önce çıkan bir Michael Jackson blucinleri dünyada en fazla satan Wrangler blucinlerinden de daha fazla satıyor…”

— Michael Jackson’un müziği moda diye mi?
“Hem o var hem de orada bir adamı elbirliğiyle çıkarıp, adam yapıyorlar. Bizde ortaya çık­mış adamı elbirliğiyle ortadan kaldırma uğraşı var.”

Özdemir Erdoğan; TRT’ye kemençeyi sokamazsınız, yeniliğe kesinlikle kapalı

— Siz bunları anlatınca neden tehlikeli oldu, anlamadım?
“Tabii, bunlar tehlikeli… Devlet büyüklerimiz devamlı ‘muhafazakâr, milliyetçi falan özümüz’ diyorlar… Öbür taraftan denetim kurulu, Türk ha­fif müziğini kesmiş vaziyette. Bir milletin tarihini bilmesi başka şey… O milleti bu çağda, tarihte yaşatmak başka şey… Ama işte bunların yaptı­ğı olay, insanı tarihte yaşatmak… Bunun da tepki alacağını biliyor o yukarıdaki ahtapot… Ve genç­ler doğrudan doğruya ‘Money, money’ veyahut da Amerikan gençliği tipine yöneliyorlar… Yani kendi bağlarından kopmuş ve tamamen Ameri­kan bağlarını benimsemiş bir gençlik ortaya çı­kıyor. istenenin tam tersi yani.”

— Siz bunları söyleyince ne oldu?
“Tabii bunları söyleyen adam çok tehlikeli bir kişidir… Bu adamı tepeden vurmak lazım… On­dan sonra bir sürü uğursuzluklar başlıyor Yal­çın Bey… Mesela kaseti plak firmasına veriyorum ve kaseti daha sonra dinliyorum ki, hepsi ber­bat… “ Hayret, bant kaymış” diyorlar.”

— Kasıtlı mı yapıyorlar?
“Şimdi bunlar ağır itham, ama yani böyle şanssızlıklar hep oluyor. Böyle şanssızlıklar, me­sela Ajda Pekkan’a olmaz… Şimdi ben Sezen Cumhur Önal’la tekrar çalışmaya başlasam, ya­bancı dilde şarkı söylesem, hepsi denetimden geçer… Ama ben kendi özgün müzik ve sözle­rimle çıktığım anda her şey bitiyor… Yıllardan beri düşünüyorum. Niye bir Yunan’ın buzikası var da Bir Türk’ün bağlaması olmasın… Konservatuvarda kemençe yapılıyor. Keman ailesinden gelen bir saz… Fakat o kemençeyi alıp bir türlü TRT’ye sokamazsınız… Yeniliğe kesinlikle kapalı… Mü­ziğin otantik değeri bozulmaksızın ama aynı mü­ziği bir başkası da yorumlasa, buna hayır. Bu planlı bir politika… Türkiye’de yenilikler olma­sın… Tarihi müzik dinlesin ve sıkılsın veya Batı müziği dinlesin… Ve kafasına yenilik yapma şe­yi gelmesin…”

Özgünlüğe izin verilmiyor

— Yapsanız nasıl engel oluyorlar?
“Bilmiyorum, ama oluyorlar… Gözlediğim bir olay var… Eğer Batıya bağlıysan ve çalışmaları­nı Batı kültürüyle yapıyorsan, çok enteresan… Bir ahtapot, size bütün kapıları açıyor. Olmadık iyiliği yapıyor. Ne zaman ki özgün olmaya veya­hut da hiciv unsurları taşıyan şeyler yapmaya baş­ladığın anda, o görünmez ahtapot olmadık uğursuzluklar getiriyor başınıza… Örneğin Se­zen Cumhur Önal devrinde yaptığım şarkılar ki müzikal hatalar diyorum ben bunlara ‘Bunlar nasıl geçer denetimden’ diyorsunuz ve geçiyor… Sizin özgün yapmış olduğunuz müzik, aklınıza gelmeyecek bir konudan dolayı geçmiyor. O zaman di­yorsunuz ki, bu kesin istenmiyor.”

— Siz yine de çok meşhur oldunuz… Para da kazanmışsınız. Hatta Sezen Cumhur Önal’la yaptığım bir konuşmada bana, “Çok para kazan­dı o…” demişti. Onu da öpmüşsünüz sadece…
“Sezen Cumhur Önal’la yaptığımız çalışma­lar hep bir anlaşmaya bağlıdır ve kendisi bu iş­leri çok sıkı tutmuştur. Bunlar kanuni ve birkaç avukatın hazırladığı yazılı anlaşmalardır. İşini böyle sağlam tutan birinin, bir öpücüğe razı ol­ması… Bilmiyorum, kendisini ilgilendiren bir ko­nu, ama mukavelesindeki paraları almıştır… O anlaşmalara harfi harfine uymuşumdur…”

— Siz ne kadar kazandınız bu arada?
Şimdi ben plak yapma işinden kesinlikle çok para kazanmadığımı bir kere açıkça bura­da söylemek istiyorum. Ben yaptığım bütün plak­lardan çok az para kazandım. Ne zaman ki, ‘Duyduk, duymadık’ plağını yaptım. Ondan son­ra gazino çalışmalarım başladı. Onun bahset­miş olduğu para kazanma olayı esas orada başlamıştır…”

Özdemir Erdoğan; İçkim, kumarım, sigaram yok

ozdemir-erdogan-gencligi
Özdemir Erdoğan’ın müziğe başladığı gençlik yıllarından bir kare…

— Plaktan değil yani… O şarkının getirdiği şöhreti gazinoda kullandınız…
“Evet ama tabii insan bir tek şarkıyla bu işi götüremez… Ben 56-87… Yani 30 küsur yıllık sanatçıyım… Benim içkim, kumarım yok. Sigara bi­le içmiyorum. Hayatımda hiç gazinoya gitmedim… Sanatçı olmama rağmen…”

— Yani orada sadece çalışıyorsunuz… Gazi­noda…
“Evet, çalışıyorum. Yemek yiyip oturmadım. Velhasıl son derece muhafazakâr yaşayan, kazandıklarını biriktiren, iyi değerlendiren bir kişi­yim. Plaktan hiç kimse para kazanmamıştır. Mesela 45’likler içinde hiçbir plak ‘Samanyolu’ kadar satmadı. Böyle olmasına rağmen işte Berkant… Şimdi düğün salonlarında şarkı söyleyen bir kişidir…”

— Özdemir Bey, sözü bir türlü müziğin ken­disine getiremedik. Hep etrafında dolaştık, ama bu anlattıklarınız da ilginçti… Son olarak Türk hafif müziği hakkında söylemek istediğiniz bir şey var mı? Çok kısa lütfen…
“Çok kısa söyleyeceğim; Türk hafif müziği yoktur.”

Röportaj: Yalçın Pekşen
10 Ocak 1987 – Cumhuriyet

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Magazin Servisi

Bir Yorum

  1. […] Bulutsuzluk Özlemi, Erol Evgin, Moğollar, Kayahan Acar, Alpay, İlhan İrem, Hurşit Yenigün, Özdemir Erdoğan, Ezginin Günlüğü, 90’lardan önce müzik hayatı başlayan, 90’lı yıllarda da yükselişi […]

    Yanıt Ver

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu da Kontrol Edin

3 Hürel, 20 Yıl Aradan Sonra Geri Döndü

20 yıl aradan sonra bir araya gelen ve yeni bir albüm çıkaracak olan 3 Hürel Grubu, ayrılı…