munir-ozkul

Münir Özkul 10 yıl aradan sonra tiyatroya dönüyor; “Yaşamla sanatı birbirinden hiç ayırmadım”

“Teatro dediğin nedir ki, iki kalas, bir heves…” diyordu “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” oyununda Tomas Fasulyacıyan…

Münir Özkul’un tiyatroda canlandırdığı Fasulyacıyan, “Yaşam dediğin nedir ki, biraz iniş, biraz çıkış ve koskoca bir heves…” diyor . Sahnelerimizin ve beyaz perdenin eşine ender rastlanan oyuncusu Özkul, hemen ekliyor; “Zaten tiyatroda olsun, yaşamda olsun (özellikle yaşamda) öyle çok oyun oynuyoruz ki… Tiyatro, yaşamdaki oyunların daha arıtılmış şekli, günlük klişelerden arınmış şekli…”

Haldun Taner’in yazdığı, Çetin İpekkaya’nın sahneye koyduğu “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı”nda Münir Özkul’a ilişkin şöyle demiştim yazdığım bir yazıda;

“Bunların yanı sıra bir de Münir Özkul var oyunda. Tomas Fasulyacıyan, ister George Dandin olsun, ister Yorgaki Dandini, ya da Himmet Bey, Tomas Fasulyacıyan hep Münir Özkul… İşte öylesine bir bütünleşme, öylesine bir özdeşleşme var aralarında. Bunca yıl sahnelerimizden uzak kaldıktan sonra, tüm duygu ve düşünce birikimiyle, sonsuz sahne sempatisiyle ve sanki biriktirdikçe yoğunlaştırdığı eşsiz yumuşaklığıyla Münir Özkul yine karşımızda…”

tomas-fasulyaciyan-munir-ozkulVe şimdi, Münir Özkul, gazetenin bir odasında, yine karşımda. Onu dinlerken, beş aşağı beş yukarı, yukardaki gibi düşünüyorum. Oyunculuğuyla kişiliği, yani sahnede izlediğim Münir Özkul’la şimdi konuşan, anlatan Münir Özkul arasında öylesine bir bütünleşme, öylesine bir özdeşleşme var ki, söylediklerini düşündüklerini, düşlediklerini, duyduklarım (hissettiklerini) daha gerçek kılıyor…

Ve tüm duygu ve düşünce birikimiyle, sanki biriktirdikçe daha da yoğunlaştırdığı bu yumuşaklığıyla o anlattıkça ben susuyorum. Bu yumuşaklığı, bu bütünlüğü, bu gerçekliği bozmamak için, ne soru, ne yorum… Yalnızca dinliyorum… İşte, neden sonra söylediklerinden derlediklerim…

“Yeniden tiyatroya dönme nasıl bir güç, nasıl bir heyecan verdi bana, bilemezsiniz. Güç ve heyecan… Devam edebilmek için. Her şeye, en çok yaşama devam edebilmek… Çocuksu bir işlem bu. Çocuksu değil, çocuklarınki gibi bir işlem. Yani her yeniden sıçrayışta heyecan duymak, ya da heyecan duyabildiğin için yeniden bir sıçrayışa kalkışmak…”

Anneme benzeyen bir kadın buldum evlendim

“Siz kaç yaşında bir çocuksunuz, Münir Özkul?” diye sormak geldiyse de içimden, sormadım bugüne dek çocuk kalmış, çocukluğunu koruyabilmiş olan sanatçıya. Ve o sürdürdü;

“ Ne söyleyeyim, ne söylemeyeyim, bilemiyorum. Neyi anlatmam gerek, neyi anlatmamam… Özel yaşantımla sanat yaşamımı bir türlü ayıramıyorum birbirinden. Ondan olsa gerek. Bir de aşırı duygusallık. Hastalık derecesine varan duygusallık. Biliyorsunuz alkol vardı yaşamımda, çok alkol ve uyuşturucular. Aşırı duygusallık, korkunç umutsuzluk, endişeler, korkular ve tutunacak bir dal yokluğu karşısında alkol kaçınılmazdı. Bir yere, bir yerlere sığınma ihtiyacı sonsuzdu. Ve annemi istiyordum. Anneme, yalnız anneme sığınmak. Ama o da yoktu.”

çöpçatan Genel Münir Özkul-
Peter Ostinov’un, “General Çöpçatan” isimli oyunundan…

Baştan başlayalım;
“Başlangıçta annem vardı. Annem, sevdiğim tek şeydi. Annem paşa olmamı, general olmamı istiyordu. Ben de peki dedim. Annemi çok sevdiğim için general olacaktım. Okuyacaktım. 11 – 12 yaşlarında başka bir tutku başladı. Oyunculuk. Bakırköy’deydik. Miltiade Sineması vardı. Orada bütün sinema şaheserlerini izlerdim. Tiyatroda da en çok Naşit’i, Dümbüllü’yü. Onları uzaktan görmek bile yeterdi bana. Ama anneme söz vermiştim, okuyacaktım. 8 – 10 lise değiştirerek istemeye istemeye okuma bir yanda, deliler gibi istedim ama iznim olmayan oyunculuk öte yanda. Bu ikisinin çelişkisi, sıkıntısı, bunalımı, duygu karmaşası, verilen söz, bitmeyen sınıflar…

Sonunda okula alkol şişesiyle gider oldum… Üniversiteye girdiğim yıl, Ses Tiyatrosu’nda profesyonel oluyordum; minicik bir rolle, sahnenin bir köşesinde durarak… İşte, kendimi anneme ispatlamak için bir fırsat çıkmıştı karşıma. Oyunculuğumu ispatlamak için profesyonel olmuştum ki, annem öldü…” Hemen, annemin kişiliğine benzer bir kadın buldum, evlendim.”

Tutunacak dal… Sığınma gereksinimi… Münir Özkul, yaşamının inişleri ve çıkışları arasında bu yönteme sık sık başvuracak, annesinin yerini alacak kadının hep arayacak, olduğunu sandığında ya da annesinin bir “benzerini” bulduğunda evlenecek, o kadının annesi olmadığını kavradığı an yıkılacaktı… (Şu günlerde Özkul beşinci evliliğine hazırlanıyor.)

Her şeyi hayatımın kadını için yapıyorum

“Kadının önemi çok büyük yaşantımda, sanatımda… O kadın olmayınca sıçramak, bir şeyler yapmak geliyor içimden. Ve o kadın olunca her şeyi yalnız onun için yapıyorum. Beni izleyen bir çift göz için, bir şeyler yapmamı isteyen bir çift göz için yapıyorum her şeyi. Bu bir çift göz tümüyle gerçek olmasa bile, çoğunu ben düşlesem bile…”

Başka bir deyişle kendi gerçeğini kendi yaratıyordu, neye inanmak istiyorsa onu gerçek biliyordu Münir Özkul.

Münir Özkul; 3 ayda 38 kilo verdim

munir-ozkul-gencligi

“Ses Tiyatrosu’nda, Operet’te bizden yalnız seyirciyi güldürmemiz istenirdi. Gerçek tiyatroda, tiyatrodaki mutluluğum 1950’de Küçük Sahne’de Muhsin Ertuğrul’u tanımamla oldu. Tiyatronun büyüklüğünü, tiyatro nasıl sayılır, nasıl sevilir, ondan öğrendim…”

Beş yıl kaldığı Küçük Sahne’de önce “Fareler ve İnsanlar”da Küçük Karlson kompozisyonuyla dikkatleri çeken Münir Özkul, burada unutulmaz oyunlar oynayacaktı. Bunlardan biri de baş rolleri Heyecan Başaran’la paylaştığı ‘Arpa Ambarı’ydı.”

Bir yandan tek tük film de çeviriyordu. Ancak her bunalımı, yaşamdan tümüyle koptuğu ya da “yaşamın en gerçeğini tadarmış gibi olduğu” alkol krizleri izliyordu.

“Artık, sanrıların, karabasanların sonu yoktu…

Alkol ve uyuşturucu dozu arttıkça sesler duyuyordum. Tiyatroya dönmek ya da dönmemek arasında bocaladığım bir dönemde, ses bana annemin general olmamı isteğini hatırlattı. Tiyatroya dönüşüm “Generalin Aşkı” oyunuyla oldu… Muhsin Hoca’nın büyük etkisi oldu. Onun alkole bile hoşgörüsü, beni alkolü bırakmaya yöneltti. 15 yıl sürdü ama sonunda bıraktım.

Sonra Suna vardı. En büyük desteğimdi ve ben onu her an imtihandan geçiriyordum. Beni annem gibi karşılıksız sevebiliyor mu diye. (Suna Selen, sanatçının eski eşi ve tiyatro ve sinema sanatçısı.) Alkol dozu arttıkça yiyemiyordum. 3 ayda 38 kilo verdim. On küsur sefer tımarhaneye girip çıktım.

Böyle bir krizin doruk anlarından birinde, sinirlerimin en gergin, içimin bin bir parça olduğu bir anda o ses ‘kızına da bir damla içki versene bakalım’ dedi. O an olan oldu. Kendime geldim. Geçmişimle hesaplaşmaya başladım…”

İşte bu hesaplaşma sonucunda anne tutkusunu keşfedecek, o güne dek yaptıklarının nedenine, nasılına inecek, kişiliğini, hatta sesini bile değiştirme kararı alacak, geride bıraktığı o alkol dönemini hatırlamadığına inandıracaktı kendisini… İstemediği hiçbir şeyi hatırlamayacaktı…

Münir Özkul; İç sesimi dinleyip başımı kazıttım

Bütün bunların bilincinde, boşaldığı, çok ağladığı, “Tanrım n’oldu bana? Koskoca Münir Özkul nasıl bu hale gelir” diye yakardığında bir kahkaha duyacaktı. O kahkaha, o ses, “nerden koskoca Münir Özkul oldun”, diyordu. “O ses, sen değil miydin, Allah’ın günü sokakta sanatçıların tiyatroya girip çıkmasını bekleyen, onları bir kapı aralığından görsem diyen”, diyordu.

“O ses bana başımı kazıtmamı söyledi. İki yıl öyle gezdim. Gurur, nefis bir şey kalmamıştı bende, önceden film başına on bin lira alırken, kapı kapı yazıhane yazıhane dolaşıp bana rol vermeleri için yalvardım. 150-200 liraya yeniden çalışmaya başladım.

Yeniden başlamaya kararlıydım. Kendimi tümden sildim… İnişler çıkışlar… Yaşamın inişlerini çıkışlarını sanatımın başarıları ve yıkıntıları izliyordu. 1960’ta Şehir Tiyatrosuna girdim. Sonra Devlet Tiyatrosu, daha sonra Bulvar Tiyatrosu… Sayısız oyunlar… Ve hemen ardından sayısız krizler.”

Sonra 1968-69’da Altan Karındaş kendisine “Sasafra Yollarında” adlı oyunda bir rol verdi. Ve yeniden doğuş. Hemen ardından Kanlı Nigarla İlhan İskender Armağanı… Ve on yıl önceki “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı.”

“Bu, son on yıldır tiyatrodan uzak kalışım. Bir daha o kadar ara vermeyeceğim…”

Röportaj: Zeynep Oral
10 Ocak 1979 – Milliyet Sanat Dergisi

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Magazin Servisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu da Kontrol Edin

3 Hürel, 20 Yıl Aradan Sonra Geri Döndü

20 yıl aradan sonra bir araya gelen ve yeni bir albüm çıkaracak olan 3 Hürel Grubu, ayrılı…