halit-ziya-usakligil

Halit(d) Ziya Beye göre güzel kadın kime derler?

“Hem boyalı, hem boyasız, hem uzun saçlı, hem kısa saçlı, yeter ki yakışsın!”

Üstat Halit Ziya Uşaklıgil Beyin anketime verdiği cevapları aynen naklediyorum;

Halit Ziya Uşaklıgil; Hem yeni, hem eski!

– Yeni tarz san’at eserleri, dekorsuz oynanan tiyatro, Rusya’daki serbest izdivaç, Almanya’daki çıplaklar, hülasa son zamanlardaki yenilik cereyanları için ne düşünüyorsunuz?

ustat-halit-ziya-usakligil“Yenilerde olsun, eskilerde olsun nerede beni tatmin edecek, bende bir heyecan uyandıracak bir san’at eseri, bir hassasiyet ateşi keşfedersem ona meftunum (tutkun). San’at telâkkilerimde (görüşler) eskilik, yenilik diye bir fark icat ederek, tahassüslerimi (özellerimi) ve tefrikin (ayrı tutma) ibresine mahkûm tutarak tevcih (yöneltmek) etmekten daima uzak kaldım.

Tiyatroyu; eserile, san’atkârlarile, şaharesile ve sahnesinin bütün levazım (gerekli şeyler) ve teferrüatile, hatta binasile ve orayı dolduran halkın tahassüs seviyesile tecezzi (bölünmüş) kabul etmiyen bir kül (bütünlük) halinde telâkki ederim; Yahut kendi köşemde hayalen temsil ederek tiyatroyu kitaplarımda temaşa ederim (izlerim).

Ruslar acele ediyorlar

İzdivaç icat edileliden beri hiç bir zaman emin ve salim bir istinat (dayanak) noktası bulamamış içtimaî (toplumsal) bir muvazaa (danışık) ise bugün onun her diyarda geçirdiği buhranlara taaccüp etmemek (şaşırmamak) lâzımdır. Ruslar zamanlarına biraz takaddüm etmiş (öncülük) görünüyorlar. Onlar ric’î bir harekete (geri dönmeye-vazgeçmeye) mecbur oluncuya kadar berikiler ileriye hareketlerinde devam ederlerse elbette bir telâkki noktası bulurlar.”

Çıplaklık güzel değildir

“Zannetmem ki çıplak az çok, çoktan ziyade az, giyinmişten daha güzel olsun. Bir kaç sene evvel Berlin kabareleri için sana’tkâr aramak üzere Paris’e giden bir Alman heyetinin Fransız muharrirlerinden (yazarlarından) birine söylediğini tahattur (hayal) ediyorum; ‘Tamamen çıplak sana’tkârlar halk için cazibedar olmuyor’ demişlerdi. Bu sözü doğru buluyorum. Eğer mes’ele vücudün sıhhat ve selâmeti zeminine mevzu ise bunu benden sormıyınız, ben ki ufak bir telebbüs (giyinmek) ihmalile derhal nezle olurum.”

Halit Ziya Uşaklıgil; Bizzat hayat yalan değil mi?

– Hayatınızda yalan söylediniz mi? Yalan söylemiyen insan olur mu?

“Hayatımda istiyerek zarar verecek yalan söylediğime zahip değilim (inanmıyorum), fakat istemiyerek zarar verecek hakikatler söylediğime acı tecrübelerle kaniim (inanıyorum). Hayat zaten yalandan terekküp (bileşim) etmemiş midir, bizzat kendi yalan bir rüya değil midir?

Hayatın arasından yalan söylemeden geçmek iddiasında bulunanlardır ki en büyük yalanı söylerler. ‘Fitne çıkaran hakikatten maslahat (iş) düzelten yalan daha iyidir’ diyen İran hakimile hemfikrim. Hayata yalanla çıkarıldım, yalanla yürütüldüm; ‘Cıs, yakar!’ dediler, elimi beni cezbeden bir şişeye uzatmaktan menettiler; ‘ilâç süreceğiz!’ dediler, dişi mi çektiler; ‘sadece bir yoklıyacağız!’ dediler, parmaklarının arasında saklı neşterin darbesile haykırttılar; ve hep öyle devam etti; ben de hayatıma başlıyalıdan beri alınmış bu dersleri başkalarında tatbik ediyorum.

Hatta belki size bu cevabı verirken bile biraz yalan söylüyorum; doğru söyleyip de dokuz köyden kovulmaktansa biricik Yeşilköy’ümde sakin sakin ömrümün sonuna muntazır (bekleyen) olmak daha muvafık (uygun) değil mi?”

Hangi muharrir (yazar), hangi şair, hangi aktör?

– Hangi muharriri, hangi aktörü, hangi ressamı, hangi şairi seversiniz? Hoşlandığınız hava, mevsim, renk, koku, yemek hangileridir?

“Hangisinde beni tehyiç eden (heyecanlandıran), bende alâka uyandıran, beni hassasiyetimde ve sana’t telezzüzümde tatyip eyliyen (zevk almamı sağlayan) bir hal bulursam. Yazıda, temsilde, resimde, şiirde, her şeyde ne asra, ne mesleğe, ne nesle, ne lisan ve şiveye, ne tarz ve üslûba merbut (bağlı) değilim.

Tam manasile iktitafiyim (faydacıyım). Bu bana geniş ve hududu açık bir telezzüz (zevk) sahası bahşeder. Ancak itiraf ederim ki yaş beni günden güne daha müşkülpesent (zor beğenen), ilk heyecanın tesiratına daha zor kapılan bir adam yapıyor. Ne kadar yazık! Dişleri dökülmüş bir ihtiyarın yemek beğenmemesine benzer bir inkiraz (son bulma)…”

Halit Ziya Uşaklıgil; Solgun renkleri severim

halid-ziya-usakligil“Baharda çeşit çeşit güllerin, yazın renk renk dalyaların, sonbaharda sayısız elvan ile ihtişamlarını seren krizantemlerin karşısında; ve her zaman güzel gözlerin füsunu altında buna karar veremedim. Galiba müctenib (solgun), muhteriz (çekingen) renklerden daha haz alıyorum.

Soluk eflâtunu küstah bir mora, tozpembeyi parlak bir ala, havaî maviyi cesur bir lâciverde tercih ediyorum. Ve her şeyi örten gecenin libası (giysi) olduğu için siyahı çok seviyorum. Koku olarak kırk seneden beri beni takip eden annemin kokusunu, hava olarak evimin havasını, her mevsimi, ve her yemeği severim; üşümemek yahut bunalmamak, yedikten sonra nedamet etmemek şartile…”

– Kadın nerede çalışmalı? Kadın yazıhanede mi, evinde mi çalışmalı? Boyalı kadın mı, boyasız kadın mı? Kısa saçlı kadın mı, uzun saçlı kadın mı? Çok okumuş kadın mı, az okumuş kadın mı?

“Yazıhanede de, evde de, iyi çalışmak, çalışmasından kendi vakarım (ağırbaşlılık), kendi azmini mutmain etmek (inanmak) üzere her yerde; ancak sokakta değil…

Hem boyalı, hem boyasız, hem uzun saçlı, hem kısa saçlı, yetişir ki yakışsın; yani ben yakıştırmış olayım. Ne çok okumuş, ne az okumuş; onu ne kendime faik (üstün), ne kendime dun (aptal) görmek isterim; ne ben ondan mahcup, ne o benden.
Mademki erkeklerle kadınlar arasında müsavat (eşitlik) tesisi azmindeyiz; biz erkekler gibi olsunlar; yani ne çok, ne az…”

Avrupa’dan mı, bizden mi bahsediyorsunuz?

– Sinema mı, tiyatro mu, sesli filim mi, sessiz filim mi?

“Hepsini. Namık Kemal tiyatronun kıymetinden, ehemmiyetinden bahsedeli kaç sene oldu? O zamandan beri ne yaptık? Dünkü Bulgarlar, Sırplar, Rumlar, Romenler ne yaptılar? Başka yerlerde, başkaları tarafından icat edilmiş, ileri götürülmüş, kemale erdirilmiş şeyleri yeniden icada kalkışmak abestir itikadındayım (inancındayım).

Filimler içinde beni her suretle memnun bırakanına henüz rastgelmedim; sahne eserlerine gelince: Avrupa’dan mı bahsediyorsunuz, bizden mi?”

Halit Ziya Uşaklıgil Beyin cevapsız bıraktığı sualler şunlardır;
– Güzel erkek ve güzel kadın size göre nasıl tarif edilir? Erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemesini beğeniyor musunuz?

– Size göre aşk nedir? Hiç âşık oldunuz mu?

-Öldükten sonra yakılmak ister misiniz? Niçin?

-Karısına hiyanet eden bir erkek, kocasına hiyanet eden bir kadın size göre nasıl bir mukabeleye hak kazanmış olur?

– Hayatınızda en mes’ut, en heyecanlı, en yeisli zamanlarınız hangileridir?

Nasıl; en fazla merak ettiklerimizi cevapsız bırakmış değil mi?

Röportaj: Cevat Fehim
1931 – Cumhuriyet Gazetesi

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Haber Servisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu da Kontrol Edin

Bizimkiler Dizisinde Oyuncu Değişikliği

Bizimkiler’de Cihat Tamer yerine bundan sonra Engin Şenkan’ı izleyeceğiz. Engi…