ozdemir-asaf

Sevenlerine son öğüdü yine mısralarla verdi

Özdemir Asaf; “Ölebilirim genç yaşımda, en güzel şiirlerimi söylemeden götürebilirim. Şimdi kavak yelleri esiyorken başımda Sevgilim, seni bir akşamüstü düşündürebilirim.” Evet! Böyle demişti uzun yıllar önce. Edebiyat matinelerinin en aranan şairi olduğu demlerde. Dediği çıktı. İşte şimdi yıllar sonra tüm dostlarını düşündürüyor yine genç sayılacak ölü­müyle. Ama hiç değilse, arada en güzel şiirlerini söylemiş ola­rak…

Bazı kimselerin şairliği ilk bakışta görünümlerinden okunamaz. Sait Faik beni Sabahattin Kudret’le ilk tanıştırdığında, ‘Banka şefine benzer ama şairdir’ demişti. Özdemir Asaf ise şairden başka hiçbir şeye benzetilemezdi. Sade, onun son yıllardaki kır saçlı ve sakallı, çökük avurtlu, zayıf vücudunun üzerinden dökülen bol “cape”lı ve uzun kaşkollu imajını kastetmiyorum. Gençliğinden beri bakışından, duruşundan, yürüyüşünden ve özellikle düşünüşünden, özgür, bohem, şair kişiliği kolaylıkla okunurdu. Bir kere özel yaşamında büyük kalabalığın uyduğu düzene uymamaktan âdeta zevk alırdı. Gönlünce yaşardı, istediği zaman istediği kadar çalışarak, keyfince yiyerek ve içerek kimseye hesap verme zorunluğu duymadan, alabildiğine hür ve azat… Bu arada kimseye zarar vermeden, kimseyi rahatsız etmeden. Böylesine köklü bir İstanbul efendisi terbiyesi hücrelerine işlemişti. Onun kadar edepli içen, içtiği halde nezaketini, akıl ölçüsünü bir an yitirmeyen başka insan tanımadım. Nezaket, Özdemir’in takısı değil, özü idi.

Özdemir Asaf ve spritüelliği

sair-ozdemir-asaf
Özdemir Asaf (11 Haziran 1923 – 28 Ocak 1981)

Onu hastanede Dr. Şendoğan’ın bölümünde son ziyaretimde zor konuşuyordu. Konuştuğunu ancak kızı Seda anlayıp açıklı­yordu. Ayrılırken, “Bana bir emrin var mı?” diye sorduğumda, kızının aracılığına gerek bırakmayan, tane tane bir vurgulama ile, “Estağfurullah” deyişi hâlâ kulaklarımda. İşte Özdemir Asaf, her şeyden önce bu İnce terbiye kalıtımı­nın son örneklerinden biriydi. Onu niteleyen bir meziyet ince­likse bir başkası da spritüelliği İdi. Ama İnceliği bu özelliğine de sindiği için esprileri hiçbir zaman harcayıcı olmazdı. Hem atılgan, hem çekingen, hem cesur, hem ölçülü, hem İçinden geldiği gibi zorlamasız, hem de karşısındakini kollayan bir tu­tumdu bu. Cümlelerinin tınısı bile bu söylediğim özellikleri yansıtırdı.

Esprisini, ölümle baş başa kaldığı o son döneminde bile yitirmemişti. Yanımda, bana son anda katılıp gelen Ya­şar Kemal’i görünce bizim anlayamadığımız bir şeyler mı­rıldandı. Kızı Seda gülümsüyordu. “Sendika ilgilenmeye başladı ise durum fena” diyormuş. Yaşar’ı hâlâ Yazarlar Sendikası başkanı sanıyor olacaktı. Bu kara mizah esprisi onun mizah damarını o anda bile yitirmediğini gösteriyordu.

Özdemir Asaf, Türk şiirine kendine özgü bir yenilik getirdi. Alışılanı aşmak, sözcükler arasındaki mantıklı bağlantıları koparmak, onları yeni, beklenmedik bile­şimler ve imajlar içinde vermek isterdi. Rahmetli Necatigil’in deyimiyle, “Şiirin ortak anlayışından ayrı özel bir dil kullanır, çelişmeli oyunlu bir mantık düzeninde mısra sayısını çok kere en aza indirdiği de olur”du. İki mısralık şiirlerinin çokluğu, öz­deyiş türünü çok sevişi de, bu en fazla, en spritüeli verme kıvraklığının ürünleridir. Üşengeç zihinlerin bu kısa formu kolay akılda tutması olasılığı şiirlerinin kulaktan kulağa yayılmasını İsteyen Özdemir’in ayrıca çok hoşuna gidiyor olmalıydı.

Uyku düşmanı Özdemir Asaf

Doktorlar Boris Vian’a kalp hastası olduğunu ve kırk yaşına gelmeden öleceğini söyledikleri zaman genç yazar oturup hesap etmişti, “Uykuya harcanan zamanları uyanık geçirirsem, kalan ömrümü iki misline çıkarmış olurum” diye. Ve gündüz gibi geceye de hakkını vermek için gece kulüplerinden çıkmaz olmuştu. Şu son hastalık hariç yaşamı boyunca herkesten güçlü ve sağlıklı olan Özdemir’in hiç de Vian’ınki gibi bir acelesi de yokken, gençliğinden beri uyku düşmanı olması onun bir başka benzersiz özelliğini oluştururdu. Her çeşit kitap okumaya ve bu arada tıbbi yayınlara özel bir merakı vardı. Bunlardan kendine göre doktorların bile çıkaramadığı yeni ahkamlar çıkarmakta da üstüne yoktu. Her an uyanık zekâsına ve doymak bilmez yaşam açlığına da yatkın gelen bu uykusuz rejimi fazla gıda ile telafi ettiği kanısında idi. Metabolizması çok hızlı işliyor olmalı idi ki, pehlivanların bile yiyemeyeceği bu yüklü gıda rejimi onu bir dirhem dahi şişmanlatmaz, sırım gibi incecik formunda ve çevik tutardı.

Dün Aşiyan’a bıraktığımız Özdemir Asaf kısa yaşamında hiç değilse istediği gibi yaşamış olmanın mutluluğunu bol bol tattı. Hiçbir zaman sert, sivri çıkışları olmadı. Kimseyi kırmadı. Yumuşak ve efendi karakteri ile çevresinde hep sempatik ve İçten bir hava yarattı. Sonunda o çok sevdiği yaşamın zorunlu bir ucu olan ölüme de uyku İçinde âdeta far­kına varmadan ulaştı. Bunları bir avuntu saymaktan başka elden ne gelir?

Haldun Taner
1 Şubat 1981 – Milliyet

ozdemir-asaf-siirleri

Özdemir Asaf son şiirini röntgen kağıdına yazdı

Sözcükleri tıpkı bir horoz dövüşünde olduğu gibi birbirinin üstüne salardı Özdemir Asaf. Ve bir kavga başlatırdı sözcükler arasında. Sonra en iyi dövüşeni, en güçlü olanı, yani ayakta kalanı alır şiirine yerleştirirdi.

Dünya Kaçtı Gözüme, Yuvarlağın Köşeleri, Çiçekleri Yemeyin gibi büyük beğeni kazanan ve eleştirmenlerin “kusursuz” dedikleri şiir kitapları ile Özdemir Asaf, Türk Edebiyatı’ndaki ölümsüz yerini aldı. Yaşarken şiirleri klasikleşen Özdemir Asaf, “O Var” şiirinde bizim söylemek istediklerimizi de söylemişti.

“Gözlerimizin önünde
İlginç bir yaşam sürdü
Anlattı, dinledi, güldürdü
Ölümü düşünmüyorduk
Düşündürdü…”

Vakıf Gureba Hastahanesi’nde uzun bir süre tedavi gören ünlü şairimiz, en son şiirini de bir röntgen kağıdının parçasına yazdı. Özdemir Asaf’ın son şiiri bu oldu;

“Hastanede
veya
hapishanede
hayatını yazma.
Sonunu bir merak eden
çıkabilir.
Hastanede her gece insan
Birkaç yaşam yitirebilir
ya da yaşayabilir.
Hapishanede ise her sabah…”

30 Ocak 1981 – Hürriyet

Not: Özdemir Asaf’ın gerçek ismi, Halit Özdemir Arun’dur.

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Haber Servisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu da Kontrol Edin

Bizimkiler Dizisinde Oyuncu Değişikliği

Bizimkiler’de Cihat Tamer yerine bundan sonra Engin Şenkan’ı izleyeceğiz. Engi…