kartal-tibet-ediz-hun

Perdede insanı bir hamlede harcayabilirler…

Ediz Hun, lüks telakki edilen otomobilini seyyar bir gardropa benzetiyor. Kartal Tibet’in gayesi rejisör olmak.

Sinemamızın iki önü Ediz Hun ile Kartal Tibet, hemen bütün Türk artistleri gibi dertli. Bir sohbet anında iki ünlü yıldızın dertlerinin yanı sıra sinemamız hakkındaki fikir ve düşüncelerini öğrendik. Her iki aktör de beyaz perdenin şimdiye kadar bilinmeyen özelliklerini, Türk Sineması‘nın nasıl bir durumda olduğunu ve hangi yöne gittiğini çekinmeden anlattılar.

Önce Ediz Hun’un dediklerine kulak verelim;

ediz-hun-kartal-tibet“İnanır mısınız, şu yeryüzünde benim kadar hayatından ve mesleğinden memnun olan pek az insan vardır. Belki de yanılıyorumdur ama ben bunu böyle görüyor ve hissediyorum. Sinema oyuncusu olmam bana büyük zevk veriyor. Hele bazı zamanlarda, geceli gündüzlü çalışma yorgunluklarından sonra prodüktörlerin telefonda bana, ‘Film çok güzel oldu. Seni ve diğer arkadaşlarını tebrik ederim’ demeleri, insana büyük haz veriyor doğrusu.”

Kartal Tibet ise Ediz Hun’a nazaran sinemanın daha yenisi sayılmaktadır ve henüz bir buçuk yıl önce beyaz perdeye geçmiştir. Tibet de ilk ağızda şunları söylüyor;

“Ben beyaz perdeye geçmeden evvel tiyatro oyuncusuydum. Fakat sinemaya geçmekle tiyatroyu kökünden bırakmış değilim. Sinemada sağlam bir yer edindikten sonra tiyatroya tekrar el atacak ve her iki sanat dalını birden yürütmeğe çalışacağım.

Ediz Hun; Lüzumsuz uzayan sahneler filmin canlılığını kaybetmesine neden oluyor

Ediz Hun’un dediğine göre yapımcıların bazı noktalara çok dikkat etmeleri gerekiyormuş.

“Filmlerde bazı ufak tefek eksiklikler, lüzumsuz yere uzatılan sahneler ve birtakım teknik noksanlıklar filmin canlılığını kaybettiriyor. Fakat bazı senaristlerimizin (ki bir veya iki kişidir) yazdığı senaryolarda en ufak noktalara dikkat etmeleri ve tahkikatta da rejisörün detaylara büyük bir itina göstermesi sonucunda filmin etkisi daha çok artıyor ve ortaya olumlu bir film çıkıyor. Bu düzen içinde gidilirse herhalde filmciliğimiz daha müsbet bir sonuç verecektir. Kaliteli filmlerin çıkmamasına hiçbir sebep yoktur.”

Bu konuda Kartal Tibet’in söyledikleri de hemen hemen Ediz Hun’a eşit.

“İlk olarak filmciliğimizdeki bazı noksanları ele alıp, bu noksanları kapatmağa ve müsbet bir duruma sokmak gerekiyor. Mesela sinemamızın en büyük dertlerinden biri de yılda 250’ye yakın film çevrilmesidir ki bunun üzerinde ısrarla durmak lazım. Çünkü bu kadar sayıda film yapılmasıyle, piyasaya birtakım kalitesi filmlerin çıkmasına sebep oluyor.Yapımcılarımız bu duruma bir çare bulup, daha az fakat öz ve temiz film yapma yoluna gidecek olsalar, şüphesiz ki birkaç filmimiz dış sinema piyasasında gösterilir.”

Şimdi de filmciliği bir kenara bırakıp, her iki aktörün biraz dertlerini dinleyelim. Bakalım bu konuda Ediz Hun neler söylüyor;

kartal-tibet-ve-ediz-hun
Hıçkırık filminden bir kare. (1965)

“Benim tek derdim huzur içinde yaşamak imkanı bulamayışımdır. Bitmez tükenmez birtakım dedikodular insanı bazen deliye çeviriyor. Çok hassas bir insan olduğum için de aleyhimdeki söylentileri bir türlü hazmedemiyorum. Ve karşı koyacak bir şey de gelmiyor elimden.”

Kartal Tibet; Bu camiada insanı bir kalemde harcamak isteyenler var

Bu konuda Kartal Tibet bir şey söylemek istemediyse de sonunda dayanamayıp ağzından kelimeler dökülüverdi.

“Öyle insanlar var ki şu dünyada, insanı bir kalemde harcamak isterler. Bir ara bir kadın meslektaşımla münasebetim olduğuna dair dedikodular çıkarıldı sinema muhitinde. Ben evli olmakla beraber, eşime ve çocuğuma sadık, mutlu bir babayımdır. Allah’tan böyle bir durum yoktu da yalanı çıkartanlar bu konunun üzerinde pek durmayıp geçtiler.”

Ediz Hun’un hayatta en mutlu günü, askerliğini bitirip tezkeresini aldığı günmüş. Tabiata delice aşık olduğunu söyleyen ön, dediğine göre gösterişe hiç meraklı değilmiş. Ve Ediz Hun, bu konuda şöyle bir açıklama yapmaktan kendini alamıyor;

“Bizlerin otomobilleri birer lüks telakki ediliyor. Dağ başlarında, yağmurlu, karlı günlerde ve muhtelif ücra yerlerde çektiğimiz sahneler için otomobillerimiz film icabı giyeceklerimizi taşıyan seyyar gardroptan başka bir şey değildir.”

Kartal Tibet; En büyük gayem iyi bir rejisör olmak

Kartal Tibet’in hayatta en büyük gayesi film rejisörü olmak;

“Elimde birkaç hikaye mevcut. Üzerinde iyice çalıştıktan sonra senaryo haline getirip, bir film yapacağım. Fakat rejisörlüğün A’sından Z’sine kadar olan her önemli noktayı öğrendikten sonra olacak tabi…”

21 Ocak 1967 – Milliyet

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Magazin Servisi

Bir Yorum

  1. […] aktör, bir kısım müşterinin “Ne kadar kazanıyorsun” şeklindeki sorusuna, “Sinema ve tiyatrodan çok daha fazla” cevabını vermiş, şimdiki görevinden çok memnun olduğunu […]

    Yanıt Ver

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu da Kontrol Edin

3 Hürel, 20 Yıl Aradan Sonra Geri Döndü

20 yıl aradan sonra bir araya gelen ve yeni bir albüm çıkaracak olan 3 Hürel Grubu, ayrılı…