can-yucel-ile-roportaj

Beni dokkuz yüzden ara

Can Yücel ile yapılmış bir tele-röportaj;
Tele Hat’lar şimdi gündemde, gündelik yaşamımızda. Evden arabaya, tencereden tavaya, sağımız solumuz “Tele Hat.” Şiirimize de katkısı olmadı değil. İki de şair kazandırdı. Biri “erotik” diğeri “çıplak” şair.

Dün akşam işimi bitirdim, tam gazeteden çıkmak üzereyim. Bir istihbarat; “Can Yücel ağır hasta, komada, durumu vahim…” Hemen telefona sarıldım. Karşımda Can Yücel bütün neşesiyle; “Yahu kim uyduruyor” bunları diye kahkaha patlatıyor.
“Peki geleyim de şu işin aslını astarını konuşalım” dedim. “Yok” dedi. “Şimdi alo teller revaçta. Sen telefonu kapa. Dokkuz yüzden beni biraz sonra ara. Bir tele-röportaj yapalım.”

İşbu o tele-röportajın yazıya dökülmüşüdür. Hem de sonunda bir Can Yücel sürpriziyle…

Can Yücel hasta dediler

– Alo Can Abi, hasta olduğun haberi geldi.

“Hastalık değil gözümün içi. Kuzguncuk’ta iskelede gazete alırken bir baş dönmesi geldi. Kahveye zor bela gittim.”

– Ne zaman?

can-yucel“Beş gün kadar oluyor canım. Ter ter ter… Arkadaşlar korkmuşlar. Beylerbeyi’nde Saray Dispanseri var. Oraya götürdüler. Elektro alındı. Oksijen verdiler. Aşağı yukarı enfarktüse benzer bir şeymiş. Tam enfarktüs değil de, öncesi gibi bir şeymiş…”

– Yani…?

“Yani, hayattayız bir şey yok.”

– Nasıl gittin dispansere?

“Hızır servisle. Hızır servis de Yaşar Miraç’la Yusuf Katipoğlu. Daha önce de götürmüşlerdi.”

– Sen galiba enfarktüs öncesi şeyden sık sık geçiriyorsun?

“Yok canım. Bir kez de üç yıl önce oldu. Yine onlar götürdü. Şair Miraç’la ressam Katipoğlu. Şairin şaire faydası olmaz denir ama sen inanama, vardır.”

– Bu arada şiirler ne alemde? Onlar da bir hastalık filan…?

“Şiirler yazıyorum. Bir-iki yerde yazıyorum. Onlar sağlam. Papirüs Yayınları arasından toplu şiirler çıkıyor. Dört cilt çıktı. 5. cilt çıkacak. Hepsi 7 cilt. Yazılar da oradan çıkacak.”

– Geriye ne kaldı?

“Malum hastane meşakkati. İnsan hastalanınca baya şöhret oluyormuş. Doktorlar hemen tanıdı beni. Şairin şöhreti olduğunu anlaması için hastalanması lazım.”

Can Yücel’den yeni bir şiir;

– Peki şiir?

Şiir de var tabii. Akabinde yazdım ama şiiri kaybetmişim. Sonra aklımda kalana göre uydurdum.”

– Okur musun?

“Al kalemi eline yaz bakalım; ‘Kurtuluş Savaşı…’ Adı bu…”

– Neyin kurtuluşu?

“Bu da bizim kurtuluşumuz. Yazıyor musun?”

– Alo, seni dinliyorum. Kalem elimde, gözlerim kapalı…

“Kurtuluyorum, kurtuluyorum
Eskisince bir darbeyle değil
Bir sekteyle kurtuluyorum
Suların üstünden kanatlarım açık
Ter damlaları okşuyor turna ayaklarımı
Asayiş berkemalist
Süzülüyorum…”

Can Yücel

01 Ağustos 1992 – Cumhuriyet
Röportaj: Refik Durbaş

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Haber Servisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir