eski-sporcular

Burhan Felek’in 1979 senesinde Milliyet Gazetesi’nde yazdığı “Tanıdığım Eski Sporcular” başlıklı köşe yazısı.

Bu, “tanıdığım eski sporcular” sözünden, iki türlü mana çıkaracaksınız. Birisi, gördüğüm eski sporcular, ötekisi görüştüğüm, tanıştığım eski sporcular. Bunların birincisi azdır, ikinci kısmı hayli dolgundur. Şimdi bu eski amatörleri sayıp dökmeye başlamadan evvel bizdeki eski sporlar bahsini burada kapatmak isterim.

kayik-yarislari-moda-1910
Moda 1910, kayık yarışları

Sanırım bundan evvelki yazımda bazı eski sporlardan ve eski sporculardan bahsetmiştim. Bunlar arasında kayık yarışlarını yazdığımı hatırlamıyorum. Kayık yarışları programlı, tertipli olmakla beraber ara sıra yapılırdı. Bu ekseriya Donanma Cemiyeti menfaatine tertiplenen deniz bayramlarında yapılırdı. Bugün olimpik sporlar arasına girmiş ve beynelmilel nizamlara bağlanmış olan kürek yarışlarına benzemezdi.

Meselâ alamana kayıkları yarışı, piyade dediğimiz iki ucu sivri, şimdi tarihe karışmış kayık yarışları ve bildiğimiz sandal yarışları olduğu gibi yazın nadiren de “fıta” denilen ince uzun sandal yarışları da olurdu. Bugünkü yarış teknelerinin hiçbirisi o zaman mevcut değildi. Yüzme sporu da pek başıbozuk olarak yapılırdı. O devirde denize girmek için deniz hamamlarına gidilirdi. Bu hamamlar sahilden 10 metre uzakta, denize çakılmış direkler üzerine inşa edilmiş tahta salaş deniz hamamlarıydı.

1920-moda-deniz-hamami
1920’li yıllar, Moda Deniz Hamamı

Etrafı tahtadan bir dolanma yeri, üstü kısmen kapalı, etrafı kapalı, deniz kısmı da kısmen kapalı birer havuz gibiydiler. İstanbul’un birçok sahillerine kurulurdu. Bugünkü plaj hayatı çok yenidir ve o devirde âdeta ayıp sayılacak bir şeydi. Evinin önünden denize girenler bile bir küçük kulübe yaptırırlardı.

Hokey takımları

Şimdi mevcudu kalmamış sporlardan biri de çayır hokeyi idi. Hokey, bildiğiniz gibi buz üzerinde veya tekerlekli patenlerle skeeting dediğimiz kapalı salonlarda, bir de çayırda oynanan üç çeşittir. Bizde bunun ikisi yapılırdı. Çayırda hokey, bir de salonda hokey.

Bilhassa İkinci Meşrutiyet’ten sonra Galatasaray, Anadoluhisarı, İdmanyurdu gibi büyük kulüplerin hokey takımları vardı. Hokey, futbol sahasına yakın bir saha üzerinde ucu eğilmiş sopalarla oynanır ve oldukça sert bir topa, bu sopalarla vurarak futbol kalesinin yarısı kadar bir kaleye topu sokmaktan ibaret bir oyundu. Sopalar ve sert top bakımından oldukça tehlikeliydi. Bu sporun en meşhur simalarından birisi Galatasaraylı Rıza idi. Bu sporun oynandığı İstanbul’da birkaç salon vardı. Bunlara skeeting adı verilirdi. Birisi Taksim’de eski Taksim Kışla­sı’nın şimdi yeri meydana gitmiş olan köşesinde büyük ve zemini çimentodan yapılmış bir salondu. Hiç unutmam, biz o salonda Kâzım Karabekir Paşa’nın himayesinde bir spor müsamere gecesi tertiplemiştik.

Gecenin en mühim müsabakası, o devirde parlamış olan iki genç güreşçiyi karşılaştırmaktı. Bunlar­dan birisi Haliç veya Fatih Güreş Kulübü’nden Vehbi, diğeri Anadolu Kulübü’nden Enver ismindeki genç amatör pehlivanlardı. Hatırımda kaldığına göre Enver daha teknik, Vehbi daha kuvvetliydi. Güreş ne netice verdi bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey, gecenin geç saatlerine kadar süren o müsamere sebebiyle Üsküdar’a geçemeyip Beyoğlu’nda bir otelde kaldık. Gece sabaha karşı top atışlarıyla uyandık. Ne olduğunu anlayamadık. Fakat sabah gazetelerde bunun Cumhuriyet ilânı için atılmış toplar olduğunu öğrendik. Günlerden 29 Ekim 1923’tü.

Bu iki pehlivandan Enver bir bağırsak düğümlenmesi sonucu o müsabakadan biraz sonra hayatını kaybetti, spor âlemini ve Anadolu Kulübü‘nü mateme boğdu. Çünkü çok sevilen, nazik, terbiyeli, malûmatlı ve aslan gibi güzel bir delikanlıydı. Rakibi Vehbi ise, bildiğimiz arkadaşımız Vehbi Emre‘dir. Uzun müddet, Türk güreşine ve beynelmilel federasyona hizmetten sonra sanırım şimdi emekli olmuştur. Allah uzun ömür versin.

tahtaperde-aleko
Elpis takımından, Tahtaperde Aleko (Rakip forvet oyuncularına adım attırmamasıyla tanınan Aleko, maçın birinde tribünden bir taraftarın, “Geçemezsin onu, bak çekmiş tahta perdesini. Tahtaperde Aleko onun adı… Tahtaperde Aleko” diye bağırması neticesinde bu lakapla anılmaya başlanmıştır)

Tanıdığım eski sporcular

Gelelim tanıdığım eski sporculara… Bunların başında adını işittiğiniz ve Kadıköylü futbolcuların tanıdığı ‘Tahtaperde Aleko” gelir. Tahtaperde Aleko, sanırım Kadıköy Futbol Kulübü’nün sağbekiydi. Ben onu bir kere Kuşdili’nde Galatasaray’a karşı oynarken görmüştüm. O devirde futbol müsabakaları herkese açık çayırlarda oynanır, yalnız etrafına çelik tel halattan bir korkuluk gerilirdi. Biz de oyunu bu telin dışından seyrederdik. Bir Galatasaray – Kadıköy maçında Galatasaray’da solaçık oynayan meşhur Emin Bülent Bey‘di. (Merhumun Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’nın torunu olduğu söylenirdi)

O zaman da hücumlar kanatlardan yapılırdı. Bir gün Emin Bülent, topu sürüyor, sürüyor, tam ortalayacağı sırada Aleko ayak koyup topu alıyor yahut çeliyordu. Bu iki defa tekerrür etti. Üçüncüsünde Emin içerledi; “Herif! Seninle karakola gideceğiz galiba! Ne çelme takıyorsun?” diyecek oldu. Aleko şakacı, yumuşak, terbiyeli bir sporcu idi. Rum şivesiyle; “Neden karakola gidelim beyim, birahaneye gideriz!” cevabını vermişti. Bunlar birbirinin arkadaşıydılar.

eski-sporcular-emin-bulent-serdaroglu
Galatasaraylı futbolcu, Emin Bülent Serdaroğlu

O devirdeki Türk takımında oynamayan ve önde gelen Türk futbolcularını yazmıştım. Bir daha sempati ve rahmetle hatırlayalım. Hasan, Hüseyin ve Fuat Bey. Hasan ile Hüseyin Kadıköy takımında, Bahriyeli Fuat Bey Moda Kulübü‘nde oynardı. Bunların içinde Hasan adındaki oyuncu bugün futbolun sihirbazı sayılan Pele ayarında bir oyuncuydu. Topa hakimiyeti cambazlık derecesine varmıştı. İyi zamanında hafbek oynardı. Son zamanlarda bek oynamaya başlamıştı. Futbol hayatında Hasan’ın bizim Anadolu Kulübü de dahil girmediği kulüp kalmamıştı. Maalesef, futboldaki büyük yeteneğine mukabil, hususî hayatı son derece, intizamsız geçti ve genç yaşında hastanede öldü. Hüseyin’in adı “Dalaklı” idi. Çünkü, Hüseyin şişman ve kuvvetli bir futbolcu idi. Attığı şutu tutacak kaleci nâdir bulunurdu. Ama kondisyonu yoktu. Daha ilk yarıda şişerdi. Onu için adına ‘Dalaklı” demişlerdir.

Fuat Bey de sağ veya solaçık oynardı. İyi İngilizce bilmesi sebebiyle futbolun bütün nazâriyatına vâkıftı. Lâkin oyuncu olarak orta halli bir açık forvetti.

İlk Türk futbol takımı Galatasaray

Dediğim gibi Türkiye’de ilk Türk takımı Galatasaray’dır. Fenerbahçe ondan sonra gelir. Türk olmayan takımlara gelince…
Bunların hemen hemen hepsi Kadıköy ve Moda‘da kurulmuş Rum, İngiliz veya karma takımlarıydı. Başlıcaları, Kadıköy, (Rum, İngiliz ve Türk), Moda (İngiliz ve Türk), Strugles, Rum, Helis Rum kulüpleriydi. Sonra Progre adıyla bir kulüp kuruldu. Bu kulüp sonradan Altınordu oldu. Anadolu, Süleymaniye, Şehremini, Türkgücü, Vefa, Nişantaşı, Hilâl, Beşiktaş, Anadoluhisarı, İdmanyurdu, Beylerbeyi, Beykoz hep sonradan kurulan Türk kulüpleridir.

 

galatasaray-1910
Şampiyonluk şiltiyle, Galatasaray Futbol Takımı, 1910

Galatasaray takımı futbol sahasına girdiği zaman, belli başlı oyuncuları başta Emin Bülent ve Ali Sami Yen gelir. Ali Sami az oynamıştır. Sonra Bekir gelir. Bekir, beş-on sene evveline kadar İngiliz Mektebi’nin Türk müdürü idi. Ben Emin Bülent’i oynarken gördüm, Bekir’i ve Ali Sami’yi hatırlamıyorum. Ama Galatasaray’ın meşhur beki Adnan’ı herkes tanır. Adnan, kuvvetli bir bekti. Fakat her kuvvetli bek gibi, bazen ıska geçerdi. Adnan, İttihatçıların Adliye Nâzırı merhum Müsahipzâde Müsahip Molla’nın oğlu İbrahim Hakkı Bey’in oğlu idi. Bunu da yazıyorum ki, o zamanın sporcu neslinin hangi sınıftan geldiğini göresiniz diye!

Eski sporculardan, İngilizlerden tanıdıklarımı değil de, oyununu gördüklerimi de sayayım. Başta o zaman bizim Komber diye telaffuz ettiğimiz Cumber adındaki İngiliz ile onun soliçi Haytung dediğimiz arkadaşıydı. Bunlar, bize driplink, şut ve pasın ne olduğunu öğretmişlerdi. İngilizlerin bir de Jim Lafonten adında sonradan idareci olan birisi vardı. Daha sonra Novil Ailesi katıldı. Bu İngilizler içinde uzun boylu, esmer, iriyarı bir bek vardı ki, Türkler adını Karamanlı koymuşlardı.

Galatasaray’ın ilk takımında ün yapmış oyuncuların başında Kürt Celâl dediğimiz genç gelirdi. Celâl, aslında Kürt mü idi, yoksa karayağız ve çetin bir çocuk olduğundan mı öyle denirdi, bilemem. Ama şimdiye kadar gördüğüm santrhafların en kuvvetli ve yorulmayanı idi. Bugünkü futbol, artık oyuncuları oyuna başlarken diziliş tertibine göre adlandırıyorlar. Bizim anlatmaya çalıştığımız o devirde santrhaf takımın en mühim mevkii ve haf hattı belkemiği idi.

Kaleciler, futbola meraklı ama iyi oynamayan çocuklardan seçilirdi

Kalecilere gelince… O devirde neden bilmem, iyi kaleci yok gibiydi. Bugün kalecilerin gösterdikleri tehlikeli ve fedakâr müdafaa oyunu hemen hemen yok gibiydi. Galatasaray’ın kalecisi Ahmet Robenson adında Güney Afrikalı bir mühtedi (sonradan Müslüman olmuş) İngiliz ailesinin çocuklarından en büyüğü idi sanırım. Hiçbir kuvvetli şutu tuttuğunu görmedim. Golü yedikten sonra topun nereden girdiğini, kendisinin nerede kaldığım uzun uzadı etüd ederdi. Ve bu hareketiyle şöhret bulmuştu. Bu Robenson ailesinin Abdurrahman Robenson adında pek iyi bir cimnastik hocası oğulları daha vardı. Bir de oldukça safdil Yakup Robenson vardı ki, herkesle dost, her yere girer çıkar, saf saf lâflar ederdi. Birinci Cihan Harbi’nde casusluk suçuyla biçarenin kurşuna dizildiğini söylemişlerdi.

fenerbahceli-ermeni-kaleci-karnik-aslanyan
Fenerbahçe’nin Ermeni kalecisi, Karnik Aslanyan (Aslanyan, Türk futbolunda ilk plonjon yapan kalecidir. Plonjon: Topa uçarak müdahale etme)

Kadıköylülerin kalecileri biri lokumcu, bir diğeri demirciydi. Hatırımda öyle kalmış. Bunların hiçbirisi bugünkü gibi bir kaleci şöhreti yapmamışlardı. Aslına bakarsanız kaleci, o devirde futbola meraklı, fakat iyi oynayamayan çocuklardan seçilirdi. Size Anadolu Kulübü’nün birisi topal, diğerinin bir gözü sakat iki kaleciyle senelerce lig maçlarına iştirak ettiğini söylersem şaşar mısınız? İlk şöhretli kaleci Fenerbahçe’nin Aslanyan adındaki Ermeni kalecisi olmuştur. Tıknaz bir çocuktu. Bütün meziyeti çevik ve refleksinin süratli oluşundan ibaretti.

Burhan Felek
28 Ocak 1979 – Milliyet

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Spor Servisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir