ayten-alpman

Selim İleri’nin 1999 yılında, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde yayınladığı “Ayten Alpman” başlıklı yazısı…

Ayten Alpman;
1955 veya 56 olmalı. İstanbul Radyosu’nun stüdyolarında bir sorun çıkmış. Kaydı yapılacak bir program bu yüzden Teknik Üniversite’nin stüdyosuna alınmış. O yıllarda adım başı radyo, stüdyo yok. Evcek, büyük heyecanla, Teknik Üniversite stüdyosuna gidiyor, koltuklarımıza gömülüyoruz. Programda neler olupbitti, unutmuşum. Unutmadığım, genç bir kadın. Adı Ayten Alpman ya da Ayten Gencer.

Genizden gelen sesi var. Sesin inceliklerini çok daha sonra yakalayacağım. Beyaz bir rob giymiş. Sahnede dümdüz duruyor, aydınlık gülümseyişiyle. Şarkılar söylüyor.“Sayanora”yı da söylemiş miydi? “Sayanora…” Bu, Hayat Mecmua’sında yayımlanan tefrika romandır ve filmi de “Site” sinemasında oynayacaktır. Onarılmış Madame Butterfly hikâyesi.

ayten-alpman-caz-muzik

Alpman, “Sayanora”yı söylediyse bile, hatırlamama olanak yok. Çünkü geçen yaz, değerli dostum Cemal Ünlü dinletti; “Kim bu Amerikalı şarkıcı? Geçmişten bu ses…” dedim. Ayten Alpman’mış. Başkalarına da dinlettim, çıkaramadılar. Güçlü bir söyleyiş, o kadar özenli bir orkestra.

Teknik Üniversite, radyo kaydından sonra, küçük bir salonda küçük bir toplantı düzenlemiş. Babam üniversitede öğretim üyesi ya, biz de katılıyoruz. Ayten Alpman kremalı pastayı benimle birlikte kesiyor ve bu an’ı hemen belleğime çakıyorum. O çok genç kadın, ilkokul öğrencisine gülümsüyor…

Türkçe sözlü şarkılar dönemi

İstanbul Radyosu’ndaki Ayten Alpman, Çatı’daki Ayten Alpman derken yıllar geçecek, caz şarkıları söyleyen, İngilizce şarkılar söyleyen Ayten Alpman İsveç’e gidecektir. 1960’lar filan. Dönüşte, Naim Dilmener’in saptayımıyla, “her şey altüst olmuştur müzik alanında” . Şimdi Türkçe sözlü şarkılar dönemi başlamıştır.

Ayten Alpman’ı Türkçe sözlü şarkılarıyla sahnede çok dinledim. Sahnenin ‘saz caz’ havasına hiç uyum sağlamayan, bu havaya uymaya hiç yanaşmayan bir şarkıcıydı. Bambaşka. Dümdüz. Hep o aydınlık gülümseyiş. Adeta kıpırdamadan şarkı söylerdi. Müthiş etkilenirdim. Gazinonun vur patlasın çal oynasın ortamı birden diner, Ayten Alpman kalırdı bir tek.

Bu çok önemli yorumcu, ne tuhaf, “Memleketim”, “O Sabah” gibi şarkılarına kadar sanki onca yorumu, onca değerli çalışması yokmuş gibi, günümüzde hep bu iki çalışmayla biliniyordu. Gerçi Tek Başına , “Yanımda Olsa” akıllardaydı ama Alpman’ı toplumsal çalkantılı günlerden tanıyanları da azımsamamalı.

Hemen bir “gerçi” daha ekleyelim; Alpman ‘kahramanlık’ şarkılarını da ‘hamaset’e asla düşmeden söylemiştir gerçi.

Ayten Alpman şarkı söylüyor; sonbahar yaprakları dökülüyor

alpman-aytenŞimdi 1980’lere uzanıyorum. Sonbahar gecesi. Yeniköy’de iskele üstünde lokanta. Bitişikte Bilsak… Bahçe… Ayten Alpman söylüyor, caz, Türkçe sözlü şarkılar. Yaz yağmurunu çağrıştıran sonbahar yağmuru başlıyor. Bilsak’ta seyrek masa. Yapraklar dökülüyor. Lokantanın penceresinden bakıyorum. Hep sonbahar yaprakları. Bundan daha etkileyici film sahnesi olabilir mi? Onu sahnede son görüşüm. Hâlâ yaşatmak istediğim film sahnesi…

Ada Müzik, “Eski 45’likler Dizisi”nden Alpman’ın albümünü yayımladı. Türk pop müziğinin alçak gönüllü yazarı, tarihçe çıkarıcısı Naim Dilmener yine alıp götürüyor geçmişe; Kandilli Kız Lisesi’nde bir genç kız, Judy Garland’dan İngilizce şarkılar, İbrahim Özgür’den Türkçe tangolar okuyor.

Bütün kırk beşlikler gibi anılarla yüklenmiş bir CD bu. (Yalnız, “Kim Bilir Kim Var”ın CD’ye geçirilmemesine epey üzüldüm.) Öyle anılar ki, usta bir yorumcuyu, onun sahnedeki soylu tutumunu gündeme getirmekle kalmıyor, bugünün cavalacoz müzik ortamından, bayağılıklar ve aptallıklar piyasasından ne kadar farklı günlerin yaşanmış olduğuna işaret ediyor.

Evet! Naim’in dediği gibi, gerçekten özlemişiz Ayten Alpman’ı. Kişiliğini, seçimini, tutumunu.

Selim İleri
17 Ağustos 1999 – Cumhuriyet

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Haber Servisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir