cahide-sonku-efsanesi

Türk Sineması’nın ilk kadın yıldızı Cahide Sonku efsanesinin sonu

Cahide Sonku çöküşe geçiyor;
“Filmin hikayesi galiba çiftlik sahibi zengin bir kadınla kahyası arasındaki çekişmeli aşk macerasını anlatıyordu. Çalıştığımız çiftliğe yakım bir yerleşim merkezine, Yakacık’a taşınıyoruz. Daha ilk günden Cahide Sonku’nun, ikinci bir kadının varlığına tahammül edemediğini anlıyorum. Bu kadın üstelik yönetmenin eşiyse… Cahide’ye göre yönetmen herhalde karısını kayıracak, onun fotoğraflarını daha güzel çekecektir. Bu tür saçma sapan kaygılara kapıldığını hissediyorum. Yapılacak bir şey yok.

nuri-altinok
“İlk ve Son” filminden bir kare; Nuri Altınok ve Cahide Sonku

Derken filmin erkek başrol oyuncusu Nuri Altınok‘a meyil duymaya başlıyor. Nuri filmdeki rolünü hayatta da oynuyor. Cahide’ye yüz vermiyor. Bu ilişkinin yarattığı gerginlik, çalışmalarımızı olumsuz yönde etkilemeye başlıyor.

Filmin selameti adına Nuri’ye rica ediyoruz; ‘Kadını hiç değilse biraz hoş tutmaya çalışsan…’ Nuri kasılmaya devam ediyor…

Köşkün çekimleri, Şevket Mocan‘ın tarihi yalısında yapılacak. İlk gün yalının kapısından girer girmez, merdivenin başında, üzerinde ipek bir Japon kimonosu, sabah mahmurluğu içindeki Gönül Yazar‘la karşılaşıyoruz. Mocan’ın çapkınlığıyla ünlüydü. Bir de komünist düşmanlığıyla. Kızı Ayşe’yle damadı Dündar Baştımar’ı siyasi polise ihbar edecek kadar…

Yalıdaki çalışmalarımız, aynı gergin havada devam ediyor. Bir gün set hazır diyorlar, çekim yaptığımız salona iniyorum. Cahide’yle Nuri prova yapıyorlar. İlk plan, çiftlik sahibi kadın kahyasını çağırtmış. Nuri kadının çalışma odasına giriyor. Cahide ‘buyrun’ diyerek yer gösterecek, Nuri oturacak… Plan orada kesiliyor. Her şey ayarlanmış, provanın bitmesini bekliyoruz. Cahide neredeyse on-on beş farklı tonlamayla ‘buyrun’ diyor. Nuri oturuyor, kalkıyor sıkıntıyla bana bakıyor.

Beceriksiz bir kadın

cahide-sonkunun-gencligi
Şaşaalı günlerinde Cahide Sonku

Cahide farklı bir tonlamayla bir ‘buyrun’ daha deniyor. Tonlamaların maalesef hepsi de yanlış. Bir süre daha sabrettikten sonra, ‘Cahidanım’ şöyle normal bir ‘buyrun’ deyin de Nuri otursun, sahneye devam edebilelim. Filmi sessiz çekiyoruz. Dublajda doğru tonlamayı bulursunuz. ‘Rica ederim’ diyor. ‘Biraz izin verin bulacağım.’ Ve hiçbiri doğru olmayan on-on beş tonlama daha. Nihayet doğru olduğunu zannettiği sonuncu ‘buyrun’la planı çekebiliyoruz. İçimden, ‘dublajda nasıl olsa düzelir’ diyorum.

İnsan bazen bir kelimeye takılabilir. Film bittiğinde, bırakalım bir tiyatro oyuncusunu, hiç kimsenin bulup söyleyemeyeceği bir ‘buyrun’ tonlaması keşfetmeyi beceriyor. Cahide, Türkçe’yi akıl almaz derecede yanlış tonlamalarla konuşurdu.

Günlerden bir gün, yalının üst kat odalarından birinde, o günkü sahneleri planlamaya çalışırken yardımcım Nejat Saydam, alı al, moru mor geliyor. Cahide onun sahnelerini iyi çektiğime emin değilmiş. Kendi sahnelerinde bundan sonra Sami Ayanoğlu yönetmenlik yapacakmış. Sami Bey’in aşağıda olduğunu, İ. Galip Arcan’ın bu seçiminden dolayı Cahide’yi kutlamaya başladığını öğreniyorum.

Kendinizi-AYANOĞLU
Müzisyen Bora Ayanoğlu’nun babası, oyuncu ve yönetmen Sami Ayanoğlu

Bir an ne yapmam gerektiğini düşünüyorum. Nejat’a ‘git arkadaşlarla konuş’ diyorum. ‘Seçim hakkını onlara bırakıyorum. Ya Cahide’nin isteği doğrultusunda işe devam edecekler ya da Cahide teslim oluncaya kadar pasif direnişe geçecekler.’ Nejat gidiyor.

Odada gerilim içinde sonucu bekliyorum. Az sonra Nejat geliyor, ekip Cahide’nin bütün maddi vaatlerine, yalvarmalarına rağmen işi bırakmış. Cahide son çare olarak Nuri’ye koşmuş. ‘Bir tek sen evet de’ diye yalvarmaya başlamış. ‘Bütün ekibi şimdiden kovarım. İki üç gün içinde yeni bir ekiple çalışmalara devam ederiz.’ Nuri’nin cevabı da burada yazamayacağım sunturlu bir küfür olunca, Cahide Sonku’nun ekibinde panik başlamış. Nejat biraz sonra yeniden gelip, Sami Ayanoğlu’nun kös kös geri döndüğünü, Cahide’nin pes etmek zorunda kaldığını, çekimlere başlayabileceğimizi haber veriyor.

Kendimi, arkasında güvenilir bir ordusu olan bir kumandan gibi hissediyorum. Hiçbir şey olmamış gibi aşağı inip, kameramın başına geçiyorum. Cahide’ye bakıyorum ve doğru bir tonlamayla çağırıyorum; ‘Buyurun…’

Cahide Sonku’nun marifetleri

İzmir’e Göl Gazinosu’nda yemek yiyoruz. Filmin bazı sahnelerini herhalde İzmir’de çekmiş olmalıyız. Orkestra dans müziği çalmaya başlıyor. Cahide gelip beni dansa kaldırıyor. Dans ederken kulağıma eğiliyor; ‘Benimle dans ederken çok heyecanlısın değil mi?’ Yüzüne bakıyorum, ne söylenebilir ki?

Cahide’nin muzurlukları, film vizyona çıkıncaya kadar devam etti. Yenilgiyi kabul edememişti. Ona kızdığımı, kurguda sahnelerini atabileceğimi düşleyip kurguya müdahale etmeye kalktı, beceremedi. Benden habersiz, Sami Ayanoğlu’na ilave bir final sahnesi çektirip filme eklemeye kalktı. Yine de tatmin olmayıp, filmin afişlerinden, jeneriğinden, benim ismimi çıkarıp yönetmen olarak Sami Ayanoğlu ile kendi ismini yazdı. Şimdiki aklım olsa, böyle kötü bir filmden adımı çıkardığı için ona teşekkür ederdim. Gençlik işte! Cahide Sonku’yu mahkemeye verdim.

Akıllı bir yargıca düştük. Bizim yasalarımız filmin bütün haklarının yapımcıya ait olduğu doğrultusundadır. Yargıcımız, bir içtihat kararı verip yönetmenin haklarını tanıdı. Afişler değişti, film benim istediğim hale getirildi. Cahide Sonku ayrıca maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.

Aradan epeyce zaman geçmişti. Bir gün yolda İhsan İpekçi‘ye rastladım. Cahide’nin ekonomik durumunun bozulduğunu, tazminat talebinden vazgeçmemi rica etti. Zaten öyle bir talepte bulunmayacağımı söyledim. Öfkem çoktan geçmişti. Normal bir insanla değil, bir ruh hastasıyla karşı karşıyaydım.

Cahide Sonku’nun çöküşü

cahit-irgat
Tiyatro ve sinema oyuncusu Cahit Irgat

Aradan yıllar geçmişti. Cahide Sonku, tütün kralı İhsan Doruk‘tan ayrılmış. Maddi manevi yoğun bir sefalete doğru hızla ilerliyordu. Yaşamını uzaktan, kulağıma gelenlerle izlemeye çalışıyor, onun şaşaalı günlerini görmüş bir insan olarak gerçekten üzüntü duyuyordum. O sıralarda Beyoğlu’ndaki dikey sokaklardan birinde, daha çok sanatçıların devam ettiği ‘Tosun’ adlı bir bar vardı. 5-10 basamakla inilen, kalın taş duvarlı, kemerli bir mahzen. Bir gece geç bir saatte, taş basamaklardan inip bara indiğim an, hemen karşıma gelen masada oturan Cahide ile Cahit Irgat‘ı gördüm. Bir süredir birlikte yaşadıklarını duymuştum.

Cahide de beni görmüştü. Ayağa kalkıp yanıma gelerek, ‘eski dost düşman olmaz’ deyip boynuma sarıldı. Sarhoştu, perişan bir haldeydi. Masalarına oturur oturmaz, neden bu kadar hararetli karşılandığımı anladım. O geceki hesabı ödeyecek paraları yoktu. Cahide, Cahit’in kulağına, ‘Atıf yabancı değil, öder’ diye fısıldıyor. Cahit, o her zamanki senyörlüğüyle bunu kabul etmek istemiyordu, kredisi vardı ve bir imza atıp çıkabilirdi. Gereksiz yere tartıştıklarını anlatmaya çalıştım. Cahide de Cahit de, bana ve bir sürü insana büyük bir bonkörlükle çok defa ikramlarda bulunmuşlardı. Sabaha karşı bardan çıktığımızda, ikisinin de ayakta duracak hali kalmamıştı.

cahide-sonkunun-cokusu
Cahşde Sonku’nun çöküşü

Cahide Sonku efsanesinin tükenişi

Fısıldaşmalarından, o gece gidecek, kalacak bir yerlerinin olmadığını anladım. Cahide Cahit’e, bende kalabileceklerini söylüyor, Cahit kabul etmek istemiyordu. O sıralarda Nur’dan ayrılmıştım. Şişli’de bir çatı katında oturuyordum ve yalnızdım. Bir an onları da götürmeyi düşündüm. Sonra gene düşündüm ki, bir süre sonra onlar eve yerleşecekler, ben ‘gidin’ diyemeyeceğim ve bavulumu alıp evden çıkmak zorunda kalacağım.

Bir yalan uydurup onlardan ayrıldığımı, bir köşeden, bir birlerine dayanmış yalpalayarak karanlığın içinde yitip gidişlerini izlediğimi, hala üzülerek hatırlıyorum.

Seyrek aralıklarla Cahide’ye sonraları da rastladım. Bir an önce tükenip yok olmak için özel bir gayret gösteriyor gibiydi. Tiyatroda bir efsane haline gelen, evinde devrin başbakanlarını, cumhurbaşkanlarını ağırlayan, büyük bir servet içinde yüzen Cahide Sonku’nun hızlı çöküşü, belki geçmişte yaşadığı şeylerin kerametini sadece kendinde bulmasıyla ve değişen durumların farkına varamamasıyla açıklanabilirdi. Şöhreti, zenginliği, güzelliği, cazibesi varken ona sunulan şeyler, gerçekte hak etmediği birer armağan gibiydi. Gücünü dayadığı değerlerin geçiciliğini hiçbir zaman fark edemedi.

Köklü bir kültüre ve zekaya dayanmayan, görece başarısının elinden uçup gidişini, nedenlerini çözemeden şaşkınlıkla izlediğini ve kusur hep başkalarında arayarak göçüp gittiğini sanıyorumç Gene de peşinde bir Cahide Sonku efsanesi bırakarak…”

13 Mayıs 1995 – Milliyet

Yarın; Fatma Girik’in Acı Öyküsü

Atıf Yılmaz Anılarını Anlatıyor Bölüm 1: Ortaokulda Lakabım Rejisördü
Atıf Yılmaz Anılarını Anlatıyor Bölüm 2: Hüseyin Peyda ile Diyarbakır’da
Atıf Yılmaz Anılarını Anlatıyor Bölüm 3: Cahide Sonku ve Kaprisleri

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Haber Servisi

2 Yorumlar

  1. […] Atıf Yılmaz Anılarını Anlatıyor Bölüm 4: Cahide Sonku’nun Çöküşü […]

    Yanıt Ver

  2. […] Atıf Yılmaz Anılarını Anlatıyor Bölüm 4: Cahide Sonku’nun Çöküşü […]

    Yanıt Ver

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir