sofor-soforluk

Jübilesi hazırlanan 52 yıllık şoför konuştu; Eskiden direksiyona besmele ile otururduk bugün 3 ayet az geliyor.

70 yaşındaki Münir Yürüyendemir, “Bugünkü şoförler sade sürücüdür. Benzin bitse bile anlamazlar” diyor.

İstanbul’un en yaşlı ve kıdemli şoförü 52’nci çalışma yılını idrak etmiş ve jübilesinin yapılması için teşebbüse geçmiştir. Onu üç ton kok kömürü yüklediği küçük kamyonunun direksiyonu başında tanıdık. Saçları bembeyazdı ve üç ton kömürü sırtına yüklenmiş gibi şoför mahallinde iki büklüm oturuyordu.

“Yaş yetmiş” dedi. Cin gibi gözlerini trafiği sıkışık caddeden ayırıp yüzüme gülümsedi.

– Ama işim bitmiş değil.

sofor-munir-yuruyendemirElli iki yıl direksiyon başında diye devam etti ve aynı zamanda, 71640 İstanbul plakalı kamyonunun tahtadan yapılma gaz pedalına bastı.

Paşaların şoförü

Şoförlüğe Birinci Dünya Savaşı yıllarında başlamış. Yediden yetmişe herkesin silah altına alındığı hengamede Münir Yürüyen de askermiş. Enver, Çürüksulu Mahmut, Süleyman Numan, Levazım Reisi İsmail Hakkı Paşaların ve Maliye Nazırı Cavit Beyin şoförlüğünü yapmış.

– Enver Paşa iyi otomobil kullanırdı. Ama beni de çok beğenirdi. Zaten bütün paşalar yanlarından ayrıldığım zaman arkamdan ağlamışlardı. Seferberlikte (Birinci Dünya Savaşı) İstanbul’da taksi olarak çalışan otomobillerin sayısı 10’u bulmuyordu. Bunların şoförleri gayrimüslimlerdi. Türkler’den şoförlüğü merak eden pek yoktu. O zamanın askeri şoförlerini, Tophane’de Mülazım Teğmen Tevfik Ağa yetiştirirdi. Ben de o mektepten yetiştim.

Bayıldım Yokuşu’nu tırmanıyorduk. Kamyonun çıkış yükünü hafifletecekmiş gibi direksiyona abanmıştı.

– 31 modeldir bu Ford. Sakallı Ford derim ben ona… Yirmi altı yıldır beraberizdir kamyonumla. Kardeş kardeş çalışıyoruz. 200 Liraya almıştım. Arızalarını hep ben onarırım. Tanrı arabamı ve beni korusun. Gözümüz gördükçe, kulaklarımız duydukça çalışacağız işte…

Eski yeni şoför farkı

“Kırk elli yıl önceki şoförlerle yeniler arasındaki fark nedir” diye sorduk. Dudaklarını sarkıttı. Tatlı tatlı gülümsedi;

– Eski şoförler sanata aşıktı, bugünküler paraya… Yeniler lastik değiştirmekten başka bir şey bilmezler. Sürücüdür onlar. Çoğu benzinin bittiğinden bile habersizdir ve motor bozuldu diye en yakın garajdan usta çağırmaya gider. Sözün kısası, arabanın kontak anahtarını kullanmasını bilir ama kafasını kullanmasını beceremez. Üstelik aceleci, hırslı ve öfkelidirler…

Yayaların farkı ne?

Peki 40-50 yıl önceki yayalarla şimdikiler arasındaki fark nedir?

– Eskiden yayalarda otomobile saygı vardı. Belki otomobil korkunç bir hayvan gibi görünüyordu gözlerine. Yirmi adım öteden susta duruyorlardı vallahi…

Hiç kaza yaptınız mı?

Tahtaya vurdu;

– Çok şükür Tanrı’ya. Hiç kaza yapmadım evvel Allah.

Arabana bir ad koydun mu?

– “Yoo …” dedi.

“Öyleyse biz koyalım. Düldül diyelim…” dedim.

Tatlı tatlı güldü;

– Şakacısın bey. Bülbül ha? Bülbül nasıl da yakıştırdın?

Ya motor çok homurdanıyordu ya da yarım asırlık şoförün kulaklarında bir arıza vardı ki, Düldül’ü “Bülbül” anlıyordu.

Dünkü trafik sıkışıklığı ile bugünkü diye sorduk. Tahta gaz pedalına öfkeli öfkeli bastı;

– Evlat! Kırk yıl önce direksiyon başına otururken besmele ile yetinirdik. Bugün üç ayet-i kerime bile az geliyor…

7 Eylül 1963 – Hürriyet

Daha Fazla İlgili Makale Yükle
Load More By Haber Servisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunu da Kontrol Edin

Bizimkiler Dizisinde Oyuncu Değişikliği

Bizimkiler’de Cihat Tamer yerine bundan sonra Engin Şenkan’ı izleyeceğiz. Engi…